19 MAYIS’IN RUHU EMPERYALİZME KARŞI DİRENİŞTİR!

19 Mayıs 1919, emperyalist işgale ve teslimiyet politikalarına karşı halkın bağımsızlık iradesinin ayağa kalktığı tarihsel bir dönüm noktasıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da yaktığı kurtuluş meşalesi; tam bağımsızlık, halk egemenliği ve özgür bir gelecek mücadelesinin başlangıcı olmuştur.

Bugün 19 Mayıs’ın tarihsel anlamı yalnızca törenlerle değil; bağımsızlık idealine sahip çıkmakla anlam kazanır. Çünkü gençliğin ve halkın geleceği ağır bir ekonomik, siyasal ve toplumsal kuşatma altındadır.

Gençler işsizlik, yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik içinde yaşamaya zorlanmaktadır. Üniversite mezunu gençler iş bulamamakta; milyonlarca genç düşük ücretli ve güvencesiz çalışmaya mahkûm edilmektedir. Barınma sorunu, yüksek kiralar ve hayat pahalılığı gençliğin yaşamını kuşatmaktadır.

Eğitim hakkı ise piyasacı politikalarla paralı hale getirilmekte; nitelikli, bilimsel ve kamusal eğitime erişim her geçen gün daha fazla daraltılmaktadır. Çocuklar ve gençler laik eğitimden uzaklaştırılırken; eğitim sistemi gerici ve piyasacı uygulamalarla şekillendirilmektedir.

Özellikle MESEM uygulamaları adı altında çocuk emeğinin sömürülmesi kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır. Çocukların okul sıralarında olması gerekirken ucuz iş gücü olarak çalıştırılması; eğitim hakkının ve çocukluk hakkının açık ihlalidir.

Örgün eğitim dışında kalan öğrenci sayısındaki artış da ülkenin geleceği açısından büyük bir yıkım anlamına gelmektedir. Yoksulluk ve eşitsizlik nedeniyle eğitimden koparılan her çocuk, aynı zamanda toplumun geleceğinden koparılmaktadır.

Gençlerin örgütlenme ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar ise giderek ağırlaşmaktadır. Demokratik haklarını kullanan öğrenciler, gençler ve akademisyenler soruşturmalarla, baskılarla ve gözaltılarla susturulmak istenmektedir. Oysa özgür düşüncenin olmadığı yerde bilim de demokrasi de gelişemez.

Üniversiteler siyasal iktidarın vesayetinden kurtarılmalı; bilimsel özerklik ve demokratik üniversite anlayışı esas alınmalıdır. Kayyum anlayışı üniversitelerin değil, baskıcı yönetim anlayışının göstergesidir.

Bugün laiklik mücadelesi de gençliğin özgür geleceği açısından yaşamsal önemdedir. Laiklik; çocukların ve gençlerin dogmalardan değil bilimden yana eğitim almasının güvencesidir. Eğitimde laiklikten uzaklaşılması, aklın ve bilimin tasfiyesi anlamına gelmektedir.

Tam da bu nedenle 19 Mayıs’ın bağımsızlık ruhunu savunmak; emperyalizme, savaş politikalarına ve dışa bağımlılığa karşı mücadeleyi büyütmeyi gerektirir.

Ne yazık ki bu yıl NATO’nun kuruluş yıl dönümünün Türkiye’de kutlanacak olması, 19 Mayıs’ın anti-emperyalist ruhuyla açık bir çelişki oluşturmaktadır. Halkların iradesine karşı darbelerle, savaş politikalarıyla ve emperyalist müdahalelerle anılan bir askeri örgütün meşrulaştırılması asla kabul edilemez.

Türkiye’nin ihtiyacı savaş politikaları değil; halkların kardeşliği, demokrasi, özgürlük ve bağımsızlıktır. Gençlerimizin geleceği emperyalist ittifaklarda değil; ancak eşitlikçi, demokratik ve tam bağımsız bir ülkede kurulabilir.

Bizler Eğitim Sen Trabzon Şubesi olarak;

Gençliğin geleceğinin sermayeye, piyasaya ve emperyalist politikalara teslim edilmediği,

Çocukların çalıştırılmadığı,

Bilimsel, laik ve kamusal eğitimin herkes için eşit hak olduğu,

Üniversitelerin özgür olduğu,

Hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin egemen olduğu,

Savaşa değil barışa kaynak ayrılan,

Tam bağımsız, laik ve demokratik bir Türkiye için mücadeleyi sürdüreceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı; bağımsızlık, özgürlük, laiklik ve demokrasi mücadelesini büyütme kararlılığıyla kutluyor, başta gençler olmak üzere tüm halkımızı eşit ve özgür bir gelecek mücadelesinde birleşmeye çağırıyoruz.18.05.2026

Muhammet İkinci

Eğitim Sen Trabzon Şube Başkanı