Trabzonlu yazarlar Y. Kağan Fandaklı ve H. Fahri Gümüştekin'in kitapları satışta.
Her iki yazarın kitapları Kitap Yurdu Yayınları'ndan internet üzerinden satın alınabilir.
Trabzonlu yazarlar Y. Kağan Fandaklı ve H. Fahri Gümüştekin'in kitapları satışta.
Her iki yazarın kitapları Kitap Yurdu Yayınları'ndan internet üzerinden satın alınabilir.
Trabzon Liselerinden Yetişenler Derneği'nin geleneksel Türk Sanat Müziği Konseri, 23 Aralık 2025 Salı günü saat 19.00'da Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi'nde.
Ücretsiz konsere bütün müzikseverler davetlidir.
Trabzon’un kalbinde, dalgaların kıyıya her vuruşunda bir hikâye fısıldadığı bir yer vardır:
Ganita…
Bugün sahilde dolaşan gençlerin, yıllar sonra hatırlayıp iç çektiği o eski çay bahçesi…
Kimileri için bir buluşma yeri, kimileri için gençliğinin sahnesi…
Bir aile içinse üç kuşaklık alın terinin, sabrın ve derin bir sevginin adı.
Ali Bey’den Başlayan Yolculuk
Ganita’nın hikâyesi, yıllar önce Ali Özbilen’in kurduğu mütevazı çay ocağıyla başladı. O zamanlar bahçe yazın açılır, kışın kapanırdı.
Ali Bey’in vefatından sonra, daha yedi yaşındaki Mehmet Salih için hayat bir anda değişti.
Onun en büyük destekçisi, Sıdıka Nine’ydi.
Yazları birlikte çalışır, eve dönmeye vakit bulamazlar; çay ocağı kulübesinin tahtalarında yatar, sabahın serinliğinde yeniden ocağı yakarlardı.
O yıllarda komşuluklar başka bir güzeldi.
Mahallede kim hasta, kim darda herkes bilirdi.
Ganita sadece çay içilen bir yer değil; mahallenin nefes aldığı, insanlığın sıcaklığını taşıyan bir sığınaktı.
Mehmet Salih ve Yeni Bir Devir
Yıllar aktı… Mehmet Salih büyüdü, bahçeyi devraldı. Ev ile Ganita arasında gidip gelen bir ömür süren çalışma disipliniyle orayı ayakta tuttu, yaşattı.
Ganita’nın her taşı, her masası, onun nasırlı ellerinin izini taşıyordu.
Sonra yeni bir kuşak doğdu:
Osman, Adnan…
Osman, yedi yaşında tostun kokusuyla tanıştı.
Küllük boşalttı, çay taşıdı, müşteri ağırladı.
Bir iki yıl sonra en küçükleri (Adnan), ayaklarının altında bir sandıkla bulaşık yıkamaya başladı…
Ganita’nın suyu, sabunu, ekmeği, emeği onların çocukluğu oldu.
Onlar da tıpkı büyükbabaları Ali Bey, babaları Mehmet Salih Özbilen gibi aylarca Meydan’a bile çıkmadan ev ve bahçe arasında gidip geldiler.
Bu kardeşlere yol gösteren, Ganita’nın unutulmaz büyükleri vardı:
Temel Macit, Özkan Koç, Nedim Küçük, Turgut Bilen, Osman Küçük, Kenan ve Yalçın Macit, Zeki abi… Hepsi birer direk gibi durdu bahçede ve “Ganita kültürü”nü oluşturdular.
Üçüncü Kuşak: Adnan’ın Direnişi
Sonra acı yıllar geldi…
1999’da Osman’ı uğurladı Ganita.
2004’te Mehmet Salih’i…
Ve Adnan yalnız kaldı.
Bugün altmış yılı bulan emeğiyle hâlâ orada duruyor.
Belki ayağının altında o sandık yok, çay ocağı eskisi gibi tahta değil…
Ama aynı rüzgâr esiyor.
Aynı hırçın dalga, aynı yalnızlık, aynı sadakat…
Ganita'nın bugün hâlâ ayakta durmasının sebebi, işte bu direniş.
Sanatçıların Nefes Aldığı Yer
Ganita sadece mahalleye değil, sanat dünyasına da soluk olmuş bir yer.
Volkan Konak, dalgaların sesini birçok türküsüne taşırken, Ganita’nın kayalığında oturup “hüzünle huzurun birbirine karıştığı yer burasıdır” demişti.
Zafer Algöz, yıllar sonra Ganita’yı “Trabzon’un en güzel doğal sahnesi” diye anımsar.
Aysel Gürel, Trabzon’a her gelişinde uğrayıp “Burada ilham var çocuğum!” diyerek masaların birine ilişirdi.
Müjde Ar ise bir röportajında, “Denizi en çok Ganita’dan izlemeyi sevdim, kalabalığın ortasında insanı yalnızlığıyla barıştırır” derdi.
Sanatçılar geçti…
Filmler değişti…
Müzikler, oyuncular, yazılar değişti…
Ama Ganita’nın ruhu hep yerinde kaldı.
Türkiye’nin ve Dünyanın Dört Bir Yanında Bir Özlem
Bugün Türkiye’nin neresine gitseniz…
Bir doktor, bir mühendis, bir öğretmen…
Mutlaka biri çıkar:
“Gençliğim Ganita’da geçti.”
Hatta sınırları aşmış bir özlemdir bu:
Amerika’da sabah kahvesini içerken Ganita’yı hatırlayan…
Afrika’nın sıcağında, Ganita’nın rüzgârını özleyen…
Avustralya’da dalgalara bakarken “Keşke şimdi Ganita’da olsam” diyen insanlar var.
Çünkü Ganita bir yer değil…
Bir hatıradır.
Bir mahalle kültürüdür.
Bir çocukluğun, bir gençliğin saklandığı sandıktır.
Son Yaprak Gibi Direnen Bir Bellek
Bugün tahtadan o eski çay ocağı yok…
Sıdıka Nine’nin şefkati, Mehmet Salih’in emeği, Osman’ın gülüşü, Ali Bey’in alın teri…
Hepsi rüzgâra karışmış birer hatıra.
Ama Ganita hâlâ nefes alıyor.
Her dalga vurduğunda, geçmiş bir anlığına canlanıyor.
Sanki “Biz buradaydık” diyen bir ses duyuluyor.
Ve o sesin peşinde hâlâ bir adam duruyor:
Adnan Özbilen.
Üç kuşaklık bir emeğin son temsilcisi.
Çayla, kahveyle, tostla…
Masaların arasından süzülen o ağır ama vakur adımlarla…
Ganita’nın hatıratını geleceğe taşıyan bir emekçi.
Ganita:
Bir çay bahçesinden çok daha fazlası…
Trabzon’un kalbi, belleği ve hiç solmayan gençliğidir.
Ganita hâlâ dalgalarla konuşuyor.
Ve onu duyan herkes, neredede olursa olsun, biraz çocukluğuna dönüyor.
Gaziantep Karadenizliler Derneği’nin geleneksel hale getirdiği Karadeniz Tanıtım Günleri ve Hamsi Festivali bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Selçik, “3. Karadeniz Tanıtım Günleri ve Hamsi Festivali’ni hayırlısıyla hiç bir olumsuzluk olmadan Karadenizlilere yakışır bir şekilde bitirdik. Seneye buluşmak dileğiyle” dedi.
Festivalin son gününde bir konuşma yapan Gaziantep Karadenizliler Derneği Başkanı Ali Selçik, “Gaziantep Karadenizliler Derneği olarak 3. Karadeniz Tanıtım Günleri ve Hamsi Festivali’ni hayırlısıyla hiçbir olumsuzluk olmadan Karadenizlilere yakışır bir şekilde bitirmiş bulunmaktayız. Amacımız Karadeniz’imizin kültürünü Gaziantep ve Güneydoğu’da yaşatmak tanıtmak, ayrıca birlik ve beraberlik vurgusu ile kardeşliğimizin pekişmesine katkıda bulunmaktır. Bu vesile ile desteklerini hiçbir zaman bizlerden esirgemeyen kıymetli başkanımız Akçaabat Belediyesi Başkanı Sayın Osman Nuri Ekim’e Kobyalar Group Yönetim Kurulu Üyesi değerli kardeşimiz Sayın Onur Kobya ve Kutluhan Aksoy beyefendiye şükranlarımı sunuyorum. Festival boyunca etkinliklerimize katılım sağlayan tüm bürokratlarımıza, siyasetçilerimize, bölge müdürlerimize, STK başkanlarımıza ve uzaktan yakından gelerek bu heyecanımızı bizlerle paylaşan tüm dostlarımıza ayrı ayrı teşekkürü bir borç biliyoruz” dedi.
PROTOKOL TAM KADRO HAZIR BULUNDU
Festival açılışına Gaziantep’in tüm protokolü tam kadro katılım sağladı. Gaziantep Vali Vekili Murat Akyüz, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Halil Uğur, Gaziantep Garnizon Komutanı Tuğgeneral Erdin Kaya, Gaziantep Vali Yardımcısı Hüseyin Kaptan, Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen, Gaziantep Yavuzeli Kaymakamı Osman Sarı, Gaziantep Karkamış Kaymakamı Mustafa Babacan, Gaziantep Oğuzeli Belediye Başkanı Bekir Öztekin, Gaziantep Ceza Savcısı Mehmet Emre Özel, Gaziantep İş Hakimi Fatih Aktaş, Gaziantep İl Sağlık Müdürü Dr. Beytullah Şahin, Trabzon’dan Lösemi Gönüllüleri Derneği Kurucu Başkanı Ömer Altıntaş, Lösemi ve Engelli Gönüllüleri Derneği Başkanı Melek Çakır, Trabzon Otizm Derneği Başkanı Muradiye Dilek, siyasi parti temsilcileri, STK başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
ÜNLÜ SANATÇILAR SAHNE ALDI
25-30 Kasım tarihleri arasında düzenlenen ve Fatma Şentürk’ün sunuculuğunu yaptığı festival kapsamında sahne alan Selçuk Balcı, Hülya Polat, Kim Bu Reyhan (Özge Yağız), Efe Karagüzel, Muhammet Ustabaşı, Ragıp Altuntaş gibi sanatçıların yanı sıra Akçaabat Belediyesi Folklor Ekibi folklor gösteriyle katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı.
HAMSİNİN TADINA BAKTILAR
Festivale gelen Gaziantepli vatandaşlar, bölgede yaşayan Karadenizli vatandaşlar kurulan stantlarda Karadeniz yöresine ait coğrafi işaret çeşitli ürünleri satın alma imkanı buldu. Ayrıca Çarşıbaşı’ndan gönderilen hamsilerle yapılan ızgara ile festivale katılan vatandaşlar hamsiye doydu.
Trabzonlu sanatçı Selman Uzun'un "Doğa ve Çırpınış" temalı resim sergisi İstanbul'da açılıyor.
İstanbul / Bebek'teki Galeri Kambur'da açılacak resim sergisi 1 - 12 Aralık 2025 tarihleri arasında gezilebilecek.
Bütün sanatseverler davetlidir.