SORUN ETRAFIMIZDAKİLERDEN Mİ?

“Türkiye son 23 yılda neden dünya ölçeğinde geriliyor?”

1. SORUN: GERİLEME ALGI MI GERÇEK Mİ?

Türkiye’nin son 20-25 yıldaki durumu yalnızca “algı” değildir. OECD, Dünya Bankası, PISA - Eğitim derecelendirmesi, Global Peace Index - Evrensel Barış endeksi, World Happiness Report - Tünya Mutluluk Raporu, IMU - Uluslararası Para Fonu gibi ölçütlerde:

- Eğitim kalitesi

- Kişi başı gelir

- Alım gücü

- Hukuk güvenliği

- Basın özgürlüğü

- Spor altyapısı ve başarı sürekliliği

- Bilimsel yayın ve patent sayısı alanlarında göreli bir düşüş yaşandığı nettir. Ancak kritik soru şudur: “Bu gerileme dış çevreden mi kaynaklanıyor, yoksa içerideki tercihlerin sonucu mu?” sorusuna yanıt: Yüzde 70 içsel, yüzde 30 çevresel.

2. “çevremiz kötü” TEZİ: NE KADAR DOĞRU?

Türkiye zor bir coğrafyada yer aldığı doğrudur. Suriye iç savaşı, Irak’ın istikrarsızlığı, İran yaptırımları, Doğu Akdeniz enerji rekabeti, Rusya-Ukrayna savaşı, Kafkasya gerilimi.

Ancak aynı coğrafyada olup başarılı olan ülkeler de vardır. Karşı örnek:

- Polonya: Rusya tehdidine rağmen büyüdü

- İspanya: 2008 krizinden sonra hemen toparlandı

- Güney Kore: Kuzey Kore tehdidi altında kalkındı

Demek ki coğrafya kader değildir, yönetim tarzı kaderdir.

3. ASIL KURUMSAL DEVLETİN ZAYIFLAMASI

Türkiye’nin temel sorunu tek tek hatalar değil, kurumsal aklın zayıflamasıdır. Kurumsal aşınma alanları: Merkez Bankası bağımsızlığı, TÜİK veri güvenirliği algısı, Yargının öngörülebilirliği, Üniversite özerkliği, Liyakat sistemi… ile bu zayıflama her alanda zincirleme etki yapmıştır.

4. YOKSULLAŞMANIN SEBEBİ DIŞ GÜÇLER Mİ?

Hayır! Esas neden ekonomi politiğidir. Temel hatalar: Faiz-enflasyon ilişkisinin ideolojik ele alınması, üretim yerine inşaat odaklı büyüme, ithal girdiye dayalı sanayi, hukuki belirsizlik nedeniyle sermaye kaçışı… özür olamaz çünkü: Aynı dönemde Vietnam, Polonya, Çekya büyüdü. Çevreleri Türkiye’den daha sakin değildi.

5. ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ: NEDEN ERİDİ?

Sorun maaşın “azlığı” değil, alım gücünün çöküşüdür. Çünkü: Enflasyon gerçekçi ölçülmeyince, ücret artışı gecikince, dolaylı vergiler arttıkça… emekli ve asgari ücretli sessizce yoksullaşırken bu, asla çevredeki savaş veya komşu ülkeler yüzünden değil, iç maliye tercihleri yüzündendir.

6. EĞİTİM: 23 YILDA NEDEN ÇOK GERİLERİ?

Eğitimdeki sorun müfredat değil, zihniyettir. Temel problemler: Sık sistem değişikliği, öğretmenin itibarsızlaşması, ezberci ölçme, üniversitelerin diplomaya dönüşmesi… örnekle Finlandiya’nın komşuları mı daha iyi? Hayır. Ama yönetim aklı farklı.

7. SAĞLIK: NİTELİK Mİ SAYI MI?

Türkiye sağlıkta erişimi artırdı ama nitelik ve sürdürülebilirlikte geriledi. Hekim göçü, aşırı performans baskısı, şiddet… gibi koruyucu hekimliğin ihmal edilmesi dahil bunların hiçbiri komşu ülkelerden kaynaklı değildir.

8. GÜVENLİK VE ADALET: EN KRİTİK KIRILMA

Toplumun devlete güveni, ekonomiden önce adaletle ilgilidir. Hukuk öngörülemezse, yatırım gelmez, beyin göçü artar, toplum içine kapanır ve bu noktada çevresel tehditler bahane değildir.

9. SPOR, KÜLTÜR, BİLİM: SEMPTOMLAR

Spordaki düşüş: Altyapı yerine günü kurtarma, siyasallaşma, bilimsellikten uzak yönetim.

Bilimdeki düşüş: Özgür düşünce eksikliği, akademik baskı, gençlerin yurtdışına yönelmesi.

Bunlar ulusal iradeyle çözülebilir alanlardır.

10. SORUN KOMŞULAR MI YÖNETİM Mİ?

Türkiye’nin yaşadığı kan kaybının ana sebebi komşuları değil, kendi yönetim modelidir.

Çünkü: Türkiye’nin insan kaynağı güçlü, coğrafyası hâlâ avantaj, toplumsal dinamizmi canlı, genç nüfus potansiyeli yüksek. Çıkış için gerekenler:

1. Kurumsal aklın yeniden inşası

2. Hukukun üstünlüğü

3. Eğitimi ideolojiden kurtarmak

4. Ekonomiyi bilime teslim etmek

5. Devleti kişilere değil kurallara bağlamak

Aslında bütün bunlar devrim değil, normalleşme adımlarıdır.