GİDENLER, KALANLAR

Bir yerden bir yere tayin olan, gitmek zorunda kalan insanlar yaşamıştır bu duyguyu. Bir kenti terk ederken çoğu kez hüzün sarar insanı.  Hatta o kentten ayrılmayı isteyen kendiniz olsanız bile, gitmek hep bir hüzün barındırır içinde. Çünkü her gitme eylemi, hep giden ve kalan insanlar bırakır geride. O an yaşanılan her kötü şey unutulur. Yıllarca yakındığınız kent bile, o an anlamlı olmaya başlar. Sanki mistik bir hava sarar ortamı, bulutlar yağmurunu bırakacak gibi hissedersiniz. Ki hüzünler hep yağmurludur.

O kentte uzun süre kalmışsınızdır. Sokaklarında yürümüşsünüzdür, caddelerinde ışıklı mağazaları ezberlemişsinizdir, kentin kedilerini bile tanıyorsunuzdur. Bulutların daha çok hangi yönden geldiğini, karın ne zaman yağacağını öğrenmiş, hangi saatlerde sokakların boş olacağını biliyorsunuzdur. Her caddede, her sokakta ayak izleriniz vardır. Gökyüzüne gözleriniz bir bakış bırakmıştır.

Attila İlhan çok sevdiğim bir şiirinde “Ayrılık sevdaya dahil” demişti. Bir kenti terk ederken, o kentten hemen gitmiyorsunuz. Ki yaşadıklarınız, acılarınız, sevinçleriniz, sevdalarınız o kentten ayrılığınıza dahil oluyor.  Orada ürettiğiniz her şey, dostlarınız ve arkadaşlarınız ardınızdan geliyor.  Çoğu kez büyük bir çelişkidir ayrılık. Döne döne ilerleyen bir rüzgârın düşünsel dünyanızı tarumar etmesi gibidir. Yani yaşamda tarumar olan tek şey saçlarınız değildir.

Sonra başka bir kentte yaşamaya başlarsınız. Yeni insanlar, yeni yüzler, yeni sokaklar, yeni yürek ağrıları. Terk ettiğiniz şehirle aranızda kurulan düşünsel ve duygusal bağ her geçen gün azalmaya başlar. Orada ortaklaşa yaptığınız birçok şey, ürettikleriniz, biçimlendirdikleriniz başka bir yöne doğru akar. Orada kurduğunuz her ilişkinin bağı zaman içinde azalmaya başlar. Aslında özlersiniz o kenti ama bir türlü gidemezsiniz. Çünkü yaşam farklı uğraşlara iter sizi. Aradan yıllar geçer ve bir şekilde o kenti, oradaki dostlarınızı ziyaret edersiniz. Ama ziyaret ettiğiniz o kent, dostlarınız artık sizin içsel dünyanıza ait değil gibidir.  Kent başka bir yöne akmıştır, dostlarınız başka bir yöne. Aslında siz de başka bir yöne akmışsınızdır. Zülfü Livaneli’nin türküsünde söylediği gibi; “Doğu dalga dalga vurdu / Taht bir yana şah bir yana”. Kenti ziyaret etmeniz bir sevinç katmıştır size ama buruk bir sevinç. Taht bir yana şah bir yana.

Her kent kendi hikâyesini yaşar, her insan kendi hikâyesini yazar.  Kentleri güzelleştiren şey, o kent içinde yaşanan hikâyelerdir. Ama her hikâye kendi yaşadığı sürece aittir. Ve yaşamda herkesin iz bırakacağı bir kent ve zaman vardır.