İNSAN VE İNSAN

Bazen futbol mutlu ediyor insanı. Hatta sevdiğin takım önemli bir maç kazanınca, sabaha kadar spor programlarını izleyerek kendine bir anlam yüklüyorsun. Bazen denizin üzerinde ilerleyen yağmuru izliyorsun ve bulunduğun yerde başlayınca yağmur mutlu oluyorsun. Bazen yağmur sonrası toprak kokusu ve nemi azalmış gökyüzünde parlayan güneş içini ısıtıyor. Kimi zaman uzun süre konuşmadığın dostlarınla konuşunca, kimi zaman sevdiğin bir şarkıyı dinlediğinde, kimi zaman çok sevdiğin dizi yaz tatili sonrası yeni bölümleriyle başladığında. Seni ne kadar mutlu edeceğini hissettiğin şeyler, senin yaşamına ve psikolojik dünyana denk düşen şeylerdir.

Ama asıl mutluluk nedir biliyor musun? Kendi düşünsel dünyandan hırsı, intikamı, nefreti yok edebilmektir. İnsanlar yaş alırlar ve her alınan yaş ağaçlardaki çizgiler gibi izler bırakır.  Yaş aldıkça insanlar doğru kavramının intikam ve nefretten çok daha anlamlı ve gerçek olduğunu öğrenirler. Geçmişte sana yapılan yanlışı değil de her olayı kendi içindeki doğrularla değerlendirirsin. Aldığın her karar ve davranış modelin asla hırs, nefret ve intikamla biçimlenmez. Bu durum yalnızca aldığın yaşla açıklanmaz tabi ki. Düşünsel dünyası derin olan insanların, soru sormasını soran insanların ve önyargıdan arınmış insanların yaşamı modellemesiyle ilgili bir durumdur bu.

Kan davası ilkel toplumların feodalitesi içinde tanımlanır. Aslında feodal yapıyla birlikte, egosal ve psikolojik bir durum barındırır kan davası kendi sosyolojisinde. Kan davası ilkelliği son süreçte oldukça azalmıştır. Artık insanların öldürüldüğü bir biçimden, başka bir şekle evrimleşmiştir. Ego, hırs, nefret, intikam duyguları insan psikolojisi içinde başka şekillere dönüşmüştür. İş dünyası savaşları, aynı siyasi düşünce içindeki savaşlar, arkadaş ortamları içindeki savaşlar daha doğrusu insanların toplumsal anlamda yaşadıkları her yerdeki savaşlar yeni ve çağcıl bir kan davası modelini ortaya çıkarmıştır.  Yani insanlar çağdaşlaştıklarını veya düşünsel anlamda ileri gittiklerini iddia etseler de ilk çağlardan beri içlerine genetik olarak kodlanmış ilkelliklerini başka bir şekilde yaşamaktadırlar, yaşatmaktadırlar.

İnsanlardan kaçmak, yaşamın dinamizminden kaçmak, iş dışındaki zamanlarını evde daha çok geçirmeyi istemek, futbol ve dizi gibi popüler kültür içindeki olgularla teselli bulmak vs. gibi davranış modelleri yeni insanı en iyi anlatan modellerdir. Yeni Dünya Düzeni aslında insanın etinden, sütünden yararlandıktan sonra onu yalnızlaştırmak istemektedir. Ve bunu yaparken kullandığı yöntemlerden birisi, yeni bir kan davası modeli oluşturmaktır.  Kendilerini diğer canlılardan daha üstün gören insanlar, aslında yüzü parlatılmış ilkel bir canlı türüdür. İşin kötü tarafı bu ilkelliklerinin asla farkında olmamalarıdır.

En başta söylediğim gibi iz bırakmayı becererek yaşadığın süreç, seni ilkellikten kurtaran süreç olabilir.  Kendi kendinle konuşmalısın. Kendi kendiyle konuşmasını becerebilen insan, doğru kavramının yolunu bulma olasılığını içinde barındırabilen insandır. Hırs, intikam, nefret kavramlarının ne olduğunun farkına varabilen insan, ilkellik halkasından ayrı yeni bir halka oluşturmaya başlamış bir insandır.