CUMHURİYET KADINLARI VE ATATÜRK’ÜN KIZLARI

CUMHURİYET KADINLARI VE ATATÜRK’ÜN KIZLARI

Filenin Sultanları, uykusuz gecelerin sonunda Türk milletine öyle bir gurur yaşattı ki tarifi imkânsız bir duyguyu, ikinci kez Milletler Ligi Şampiyonluğu, Türk milletine armağan oldu. Hele kürsüde o gözyaşları içerisinde İstiklal Marşını söylemeleri, akan her damla Türk milletinin kalbine düştü. Sonsuz teşekkür ediyoruz. Federasyon Başkanından, yönetimine, Santaralli’den, filenin sultanlarına, emek ve destek veren kim varsa onları tebrik ediyoruz.

Bu şampiyonluk sıradan bir şampiyonluk değildir. Bu, Türk kadının olması gereken yeri gösteren zirvedir. Bu bir haykırıştır, bu bir özgürlüktür, bu bir duruştur; bu, Cumhuriyet kadınların Atatürk’e bağlılığının bir göstergesidir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınını anlatırken, “Kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” demiştir.

Kadınlara verilen değerin farkında olan İlkin Aydın, “Bize ‘Cumhuriyet kadınları yerine Atatürk’ün kızları’ deyiniz. Biz ondan daha çok mutlu oluyoruz” derken geldikleri zirvenin yolunu gösteriyordu.

Türk kadını, Kurtuluş Savaşı’nda hep ön sırada yer almıştır. Nene Hatunlar, Şerife Bacılar, Halide Edip Adıvarlar ve daha niceleri düşmanla savaşmaktan korkmamışlar. Bunları gören ve yaşayan Atatürk, Türk kadınının hak ettiği tüm hakları onlara tanımıştır. Dünyada kadınlara seçme ve seçilme hakkını, özgürlük ve eşitlik kazanımlarını ilk veren dünya lideri olmuştur. Kadın, tarih boyunca Türk toplumunda her zaman en önemli değer olarak yerini almıştır. Bunun ne anlama geldiğini Afganistan’da genç bir kızın gözyaşları içerisinde “okumak istiyorum, cahil kalmak istemiyorum” sözlerinde görmek mümkündür.

Filenin Sultanları mütevazıdır. Öyle özel uçaklarla, Dünya Şampiyonasına gitmediler. Ekonomik uçtular. Villalar verilmedi. Eurolar verilmedi. Onlar bir inancı, takımsal birlikteliği, bir duruşu, bir karakteri temsil ettiler. Yüreklerindeki bayrak sevgisini zirveye taşıdılar. Türk milletiyle birlikte smaç vurdular, manşet karşıladılar, servis attılar. Hep birlikte hop oturup hop kalktılar. Türk milletine tarifsiz mutluluk yaşattılar.

Şampiyonluklarında bile paranın milli formadan daha değersiz olduğunu ortaya koydular. Bir önceki Milletler Ligi Şampiyon takımın kaptanı Eda Erdem, “Atatürk’ün sporcu kızları, ülkesi adına kazandıkları başarıyı pazarlık konusu yapmaz. Ne prim ister, ne de başka bir şey. 85 milyona yaşattığımız mutluluk bize yeter” sözü bir asaleti, bir duruşu, bir karakteri ifade ediyordu.

Türkiye’de artık “Biz Voleybol Ülkesiyiz” sözü anlamını buldu. Nice genç kızlarımız, ablalarının yolunda onları örnek alarak Atatürk’ün kızları olmak için çalışıyor. Cumhuriyetin aydınlık yüzü olmaya devam ediyorlar. Hiç kuşku yok ki bu başarıda kınaları elinde kalmış olanlar olabilir. Bu başarıyı, sözleri ile küçük düşürmek isteyenler olabilir. Onlar artık beyinlerindeki örümceklerlerle, ağlarla uğraşmaya devam etsinler. Bu smaç kafalarında patladı. Epey bir zaman kendilerine gelemezler.

Başarıyı yaşarken, geçmişte yaşananları da unutmamak gerekir. Çok değil bundan iki yıl önce Federasyon seçimleri vardı. Gençlik ve Spor Bakanlığı başarılı Federasyon Başkanı Mehmet Akif Üstündağ karşısına, kendi desteklediği Gökhan Dinçer’i çıkardı. Bakanlık destek imzası verdi. Açık açık destekledi. Aslında bu sporda demokrasi adına bir müdahale idi. Seçimde Mehmet Akif Üstündağ 121, Gökhan Dinçer 95 oy aldı, 2 oy da geçersiz sayıldı.

Voleybol camiası bugünkü başarıyı geçmişte ekibi ile planlayıp kazandıran Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ve yönetime sahip çıktı.  Bugün işin ilginç yanı onu yıkmak isteyen bakanlığın en üstünden altına kadar olan kimseler tebrik sırasına girmişler. Utanmışlar mı? Sanmam. Bu başarı özgür ve bağımsız federasyonlarının neler yapabileceğinin en güzel göstergesinin olduğunu ortaya koymuştur.

Çağdaş Türk kadını, Cumhuriyetin ona kazanımları olan her mesleği yapabilmektedir. Bu ülkemizin aydınlık geleceği adına çok kıymetlidir. Voleybol Kadın Milli Takımız, onların adına dünyaya Türk kadının durduğu yerin adının zirve olduğunu göstermiştir. Sonsuz teşekkürler.