ÜÇ KAFA ÜÇ GOL

Matematiksel olarak hâlâ şampiyonluk yarışı içerisinde yer alan Trabzonspor, iki devrede iki farklı oyun oynayarak üç puan aldı.

Çok değil, iki hafta önce yüksek bilet fiyatlarına rağmen tek bir koltuğun boş kalmadığı Fenerbahçe maçından sonra boş tribünler takımın motivasyonunu olumsuz etkiledi. Tabi bunda TFF’nın Trabzonspor’a verdiği on iki bin bloke edilmiş taraftarın maça girememe cezasının da rolü var. Dört büyükler içerisinde bu cezayı layık görenler artık Trabzonspor düşmanlığını açık açık yapmaktan çekinmiyorlar.

Trabzonspor son beş haftadır galibiyet alamayan, Süper Lig’de artık misafir görüntüsü veren Fatih Karagümrük maçının ilk yarısında vasat ve etkisiz bir oyun ortaya koydu.

Daha önce oynadığı, etkili olamadığı üçlü savunma ile oyuna başladı. Saviç’in oynatılma isteği tabiatıyla üçlü savunmayı da beraberinde getiriyor. Yenilen golde Saviç’in yaptığı hata bu savunmada ısrar etmenin doğru olmadığı gerçeğini de gözler önüne seriyor.

Fatih Tekke’nin inandığı ancak hâlâ stres kırığını atlatamadığı Bouchouari’nin etkisiz oyunu, Olulai’nin form düşüklüğü, Muçi’nin önceki maçlarını aratan görüntüsü orta saha yetersizliğini de beraberinde getirdi. Orta sahada çok koşan, adam eksilten Tim’in yokluğunun hissedildiği isteksiz oyun anlayışı az da olsa maça gelen Trabzonspor taraftarının tepkisini çekti.

Fatih Karagümrük kalesine ender gelinen bir pozisyonda sağ kenardan Ozan’ın adrese teslim ortasında altın kafa Onuachu mükemmel vurarak golü buldu. İsteksiz oyun devam ederken sekiz dakika geçmedi ki Saviç’in kaleciye bırakıp takip etmediği topta golü kalesinde gördü.

Trabzonspor ikinci yarıya Zumbov, Okay - Agusto, Bouchouari değişikliği ile başladı. Bu değişiklik hemen etkisini gösterdi. Muçi’nin kornerden gelen ortasında Nwaiwu uçarak vurduğu kafa golü ile takımı 2-1 öne geçirdi. Henüz üç dakika geçmedi ki yine Muçi’nin ortasında Onauchu’un geri aşırdığı topta günün golcüsü Nwaiwu’nun vurduğu kafa ağlarla buluşunca Trabzonspor skoru 3-1’e getirdi.

Oyunun 72. dakikasında Nwaiwu, Nwakaeme - Mustafa, Lovik değişikliği gerçekleştirildi. Ardından Pina - Olulai değişikliği sonrası Pina’nın orta sahanın ortasında oynaması Fatih Hoca’nın “her futbolcu her mevkide oynamalı” tezini onaylıyordu.

Gelinen noktada küme hattının en son sırasında bulunan Fatih Karagümrük maçında etkisiz ancak sonuç odaklı futbol ile üç kafa üç gol olarak Trabzonspor aldığı üç puanla matematiksel olarak yarışın içinde yer almayı sürdürdü.

Bu maçta bile gençlerin yer almaması Fatih Hoca’nın gençlere kapalı olduğunun görüntüsünü ortaya koydu. “Trabzonspor’da oynayacak genç yok” sözünde, kendi gençliğinde ona güvenenleri unutmuş görünen Fatih Hoca döneminde genç futbolculara hasret bir Trabzonspor izlemeye devam edeceğiz. Anlayışı alt yapının umutsuzluğunun sebebi oldu. Geleceği alt yapıda görmek, onları sahaya sürmekle olur.

Trabzonspor onca emek verip para harcayarak yetiştirdiği gençleri öyle kolay harcamamalı. Sahada sadece yerli ve milli olan Mustafa Eskihellaç dışında hepsinin yabancı olduğu bir yerde Trabzonspor da kendisine yabancı olur. Bugün Trabzonspor’u kendi kariyerlerine basamak olarak kullanan futbolcular değil, kendi öz çocukları geleceğe taşıyacaklardır. Bu böyle biline!..

TATSIZ FUTBOL ALINAN ÜÇ PUAN

Trabzonspor şampiyonluk hedefinden uzaklaştığı bir ortamda 1-4 arası yerini koruyabilmek için Gaziantep maçına çıktı. Fatih Hoca elindeki sınırlı kadro içerisinde üçlü savunma ile başladığı maçta golü yiyince hemen dörtlü savunmaya geçiş yaptı.

Gaziantepspor oyuna daha hakim bir futbol ortaya koyarken ürettiği pozisyonlarda etkin oldu. Trabzonspor bloklar arası kopuk, işbirliği az, topa hakim olma yönünden yetersiz bir oyun anlayışını sürdürdü.

Gaziantepspor 21. dakikada defansın arkasına atılan topta savunma oyuncularının ağır kaldığı bir ortamda golü buldu. Bu golün hemen ardından Trabzonspor sistem değişikliğine gitti. Aradan iki dakika geçmedi ki Muçi’nin akıl dolu pasını Agusto gole çevirdi ve Trabzonspor eşitliği yakaladı.

Saatler 26. dakikayı gösterirken Trabzonspor’un yerlinin yerlisi Mustafa Eskihellaç, çalışkan ve üretken olduğu pozisyonda vurduğu şutun kaleciden dönmesini fırsat bilen Onuachu gol krallığında zirvede yerini koruyarak golü buldu. Trabzonspor’un etkili oyun oynamadığı bir maçta bulduğu goller ile öne geçti.

İkinci yarıda Pina-Lovik değişikliği, Lovik’in sağ bek olarak oyuna girmesi Fatih Hoca’nın kadro çaresizliği içerisinde arayışını ortaya koydu.

Trabzonspor’un en büyük sorunu yedek oyuncularda oyuna girip oyunu değiştirecek oyuncu olmayınca skoru korumak için değişiklikler yapmak zorunda kalmasıdır. Mustafa-Nwaiwu çıkarken yerine Ozan-Umut oyuna girdi. Daha sonra her an ikinci sarı karttan atılma tehlikesi olan Olulai-Bouchouari değişikliği gerçekleşti. Orta sahada topu tutma çabası olan bu değişiklik oyuna yansıdı. Tim’in talihsiz sakatlanması sonrası Okay değişikliği gerçekleştirildi.

Trabzonspor oyunun son bölümünde gününde olmayan ve gol vuruşlarında etkisiz kalan Muçi ile fırsatları harcadı. Onuachu mücadeleci oyunu, Olulai’nin vasat futbolu, Tim’in çalışkanlığı, Mustafa’nın bitmeyen enerjisi Trabzonspor adına geride kalanlardı.

Son haftaların tartışmalı oyuncusu olan kaleci Onana, yaptığı kurtarışlarla günün kahramanı oldu. 

Trabzonspor tatsız futbola rağmen sonuç odaklı üç puanı alarak 1-4.lük sıralaması için hanesine üç puanı yazdırdı.

Geçtiğimiz hafta Fenerbahçe maçı sonrası Trabzonspor’a verilen para cezası yetmemiş gibi 12 bin kişinin bu haftaki maça giremeyecek olması Futbol Federasyonu’nun Trabzonspor’a olan düşmanlığını yansıtıyor.

Fenerbahçe maçında keşke Ertuğrul Doğan’a “istifa” diye bağıranlar, Futbol Federasyonu Başkanına “istifa” diye bağırsaydılar. Bu nasıl bir ceza? Kişilerin yaptığı hatayı topluma mal ederek ceza vermek!..

Paso Lig sistemi başladığında her insanın oturduğu yere yaptığı kötü tezahürat için tespit yapılacağı, o kişinin ceza alacağı açıklanmışken, gelinen noktada toptancı bir anlayışla suçsuz insanları suçluymuş gibi cezalandırmak, onların maç izleme haklarını elinden almak hangi vicdana sığıyor?

Hem para cezası vereceksiniz hem de gelecek gelirini yok edeceksiniz. Trabzonspor Kulübü taraftarını maçlara getirmek için mücadele ederken 12 bin kişinin bir anda maça gelmesine yasak koymak ancak Trabzonsporlu görünen düşmanlarının işi olabilir.

Kirli futbolun ve sistemin içerisinde temiz kalmayı başaran Trabzonspor, bu ligde zirvedeki yerini her zaman koruyacaktır.

TRABZONSPOR ZİRVEDEN KOPTU

İnişli çıkışlı bir sezonda Trabzonspor, Şampiyonlar Ligi finali hayali taşıyan Fatih Tekke ile Fenerbahçe maçında evinde kaybederek zirve yarışından koptu.

Aslında taraftarın maçlara gelmediğinden şikâyet eden yönetim, Fenerbahçe maçında bilet fiyatlarında artışa gitmesine rağmen tek bir koltuk boş bırakılmadı. Çünkü bu maç sezona bedel bir maçtı.

Görünen bir gerçek var ki kadro derinliği bakımından Fenerbahçe’nin çok üstün olduğudur. Trabzonspor sene başından beri istenilen kadroyu kuramadığı gibi ara transferde de gidenlerin yerine alınanların yeterli olmadığı oynanan maçta kendini gösterdi. Her yerde oynattığımız Mustafa Eskihallaç, alınamayan sol çizgi forvete sürülüyorsa, ortada bir 6 numara bulunamıyorsa kimse başarılı bir transfer politikası yürütüldüğünden söz edemez.

Fenerbahçe oyuna çok istekli ve ön alanda Trabzonspor’un eksikliğini bilerek baskılı başladı. Beşinci dakikada Nwaiwu’nun defansın arkasına attığı derinlemesine topta Muçi’nin kalecinin öne çıkmasından faydalanarak yaptığı aşırtma vuruşla Trabzonspor 1-0 öne geçti.

Aradan dokuz dakika geçtiği bir ortamda Fenerbahçe İsmail’in omuz el bütünlüğünde oynadığı pozisyonda verdiği pası Talisca gole çevirince 1-1’lik eşitliği sağladı. Defansın ağır kaldığı ve hata yaptığı pozisyonun devamında Kerem’in vurduğu top filelerle buluşunca Fenerbahçe 2-1 öne geçti.

Devre tam böyle bitecek derken Lovik’in etkili ortasında mükemmel kafa vuruşuyla Onuachu, 2-2 ile devrenin tamamlanmasını sağladı.

İkinci yarı daha iyi bir Trabzonspor beklenirken daha iki dakika geçmedi ki 47. dakikada Asensiyo durumu 3-2’ye getirdi. Trabzonspor geri kalan sürede skoru değiştirecek bir oyunu bir türlü ortaya koyamadı. Fenerbahçe kaliteli oyuncularıyla, baskılı oyunu ile alan kontrolü ile etkili paslarıyla oyunu istediği gibi şekillendirdi.

Kaleci Onana’ya gelen üç topun üçünde gol olması, onun emekliliğini bitirmiş Trabzon’da tatilinin son günlerini tamamlamış, gitmek için hazırlık yapıyor görüntüsü vermesi takıma zarar veriyor.

Hakem Umut Meler’in bu maça atanması tam anlamıyla bir skandaldır. Onun atamasını onaylayanların şeref tribünde keyif yaparak maçı seyretmeleri, Fenerbahçe’nin şampiyonluk yolunda büyük bir engeli aşmış, desteklerinin karşılığını almış mutluluk ifadeleri yüzlerinden okunuyordu.

Trabzonspor yönetimin algı ile kulübü yönetme anlayışı Trabzonspor’un bugünlere gelmesinin en önemli sebebidir. Transfer sezonlarında alınmayan sporcuları alınıyormuş gibi yapmak, gençlerin bu takımda oynayamayacağını ifade etmek, şeffaf bir yönetim anlayışını ortaya koymamak, değerlerine sahip çıkılmadığı bir ortamda amigonun başkana destek vererek teknik direktöre ayar vererek sosyal medyadan yapılan açıklama, kulüp tüzüğünü yok sayarak verilen dilekçelere cevap verilmemesi taraftarların yönetim istifa seslerinin duyulmasına kadar geldi.

Son olarak açıklanan büyük projenin siyasiyeler ve sivil toplum örgütleri tarafından yapılamayacağının ifade edilmesi algı yönetiminin en güzel örneğini olarak karşımızda duruyor.

Seçildiği ilk günden beri Ertuğrul Doğan’ın Kulüpler Birliği Başkanlığı’nın doğru bir tercih olmadığını söyledim. Son üç hafta Kocaeli, Antalya, Samsun’da Trabzonspor otobüsü taşlandı. Bu organize bir iştir. Kabul etmek mümkün değil. Anadolu takımlarının liderliğini yapan olarak her zaman destek veren Trabzonspor’a yapılan bu davranış münferit olay olarak geçiştirilemez.

Halit Umut Meler’i atayanlara karşı çıkmak gerekirken Kulüpler Birliği Başkanı olarak sessiz kalınması kabul edilemez. Trabzonspor’un hakları yenilirken üzerine oyun oynanırken bugün konuşamayanların yarın hiç konuşma hakları olmayacaktır.

Soğuğa ve yağmura aldırmadan yurt içinden ve yutr dışından takımı desteklemek için gelen Trabzonspor taraftarı görevini yapmıştır. Görevini yapmayan yönetim, teknik adam, futbolculara sormak lazım siz ne iş yapıyorsunuz? Aldınız onca milyon Eurolara rağmen?

Hiç kimse gelecek yıl masallarına sarılmasın. Bugünü kurtaramayanların yarınları karanlıktır…

ZOR DEPLASMAN KOLAY ÜÇ PUAN

Antalyaspor maçını 2 puan kayıpla geçen Trabzonspor’un oynayacağı Samsunspor maçı büyük önem taşıyordu. Trabzonspor kapanan ara dönem transferinde elindeki Arif, Sikan ve Baniya’yı gönderip Cihan ve Olaigbe’yi kiralık olarak vermişti.

Kadrosuna da Chibuke Nwaiwu; Mathias Lovik ve Umut Nayır’ı kattı. Aslında transferde beklenilen sol çizgi ve on numarada oynayan futbolcu kadroya dahil edilemeden ara transfer dönemi kapandı. Trabzonspor’un borçsuz kulüp yolunda amacı dışında transferlere yüksek bedel ödememe transfer politikası bunda etkili oldu.

Trabzonspor oyuna ne istediğini bilen, mücadele ve kazanma hırsı yüksek bir şekilde başladı. Maçın 23. dakikasında Muçi’nin asistliğinde Onauchu’nun kafa vuruşu rakip savunmaya temas ederek filelerle buluştu.

Trabzonspor’un oyunu kendi alanında kabullenip kontrollü seri paslarla etkili olma düşüncesi ikinci golü de beraberinde getirdi. Agusto’nun yerine oyuna giren Umut Nayır’ın asistliğinde Onauchu daha önce attığı sayılmayan iki golün inadına sanki “siz silin ben atmaya devam ederim” dercesine ikinci geçerli golünü atıyordu. Umut Nayır’la 4-4-2 oyun anlayışı gelecekte daha çok kullanılacak gibi duruyor.

Skorboard 90. dakikayı gösteriyordu ki Samsunsporlu Soner’in elle müdahalesinde sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş gibi bu sefer penaltı noktasına Muçi geçti, attığı golle Trabzonspor’u 3-0 öne geçirdi. Hemen insanın aklına “takımda en etkili vuruş ustası Muçi keşke Antalyaspor maçında da ikinci penaltıda topun başında olsaydı” demek geldi.

Trabzonspor sol çizgi transfer gerçekleştiremeyince “ben buradayım, transfere gerek yok” diyen Mustafa Eskihallaç, sol koridorda çok koştu, çok çalıştı, Trabzonspor’un eksikliğini ortadan kaldırdı.

Trabzonspor, Fenerbahçe maçı öncesi Samsun’da zor deplasmanda üç puanı hanesine yazdırdı. Taraftarın bu önemli maçta sahayı ful doldurmasına neden oldu. Seyircinin yoğun desteği altında sezonun maçına çıkıp lig şampiyonluğu iddiasını sürdürecek.

Ancak taraftarın bu yoğun heyecanı ve desteğinin önünde halen bulunan kemençenin sesi ve horonun coşkusu; yasağı kaldırılmalıdır. Taraftarın heyecanı, desteği, coşkusu susturulmamalıdır. Kemençe çalacak, taraftar ve futbolcular horonu dik oynayacaklardır. Çünkü Fenerbahçe maçı Trabzonspor’un şampiyonluk meşalesini yaktığı maç olacaktır.

ÖZÜNE YABANCILAŞTIRILAN TRABZONSPOR

Trabzonspor, Anadolu devrimini Türk futbolunda yaratırken kendi öz çocukları ve yerli futbolcularla bunu başardı. Bugün gelinen noktada 11 yabancı ile İstiklal Marşı’nı okuyan tek bir futbolcusunun olmaması sorgulanmalıdır.

Başkan Ertuğrul Doğan yönetim içerisinden genel kurul kararını aldıkları dönemde dahil parayı veren düdüğü çalar misali her ne kadar scaut ekibi teknik direktörün onayıyla transferler yapılıyor denilse bile karar verici konumundadır.

Görevde bulunduğu as başkanlık ve başkanlık dahil olmak üzere 9 yıldır kulübü yönetmektedir. Bu dönemde alınan yabancılar toplam 32 kişidir.

Bunlar: 1-Fernandez, 2-Kourbelis, 3-Orsic, 4-Benkovic, 5-Teklic, 6-Fountunas, 7-Mendy, 8-Pepe, 9- Onauchu, 10-Bakic, 11-Meunier, 12-Nwakaeme, 13-Draguş, 14-Lundstram, 15-Barisic, 16-Batagov, 17-Cham, 18-Malherio, 19-Savic, 20-Banza, 21-Sikan, 22-Zubkov, 23-Folcarelli, 24-Pina, 25-Agusto, 26-Olaigbe, 27-Olulai, 28-Bouchouari, 29-Muçi, 30-Onana, 31-Vwaiwu, 32-Lovik

Trabzonspor içine düşürüldüğü ekonomik çöküntünün daha net anlaşılabilmesi için bu futbolcuların isimlerinin yanına 1-satın alınma bedeli 2-satılma bedeli 3-kar ve zarar yazarak hesap dökümü çıkarıldığı takdirde kulübün nasıl yönetildiğini ve borcun neden azalmadığı daha iyi anlaşılacaktır.

Fatih Tekke bu takımın başına geldiğinde büyük bir taraftar grubunun bizim evlat denilerek destek gördü. Ancak bu destek gelinen noktada tam tersi konuma evrildi. Büyük destek kaybı yaşanmaya devam ediyor. Bunda Fatih Tekke’nin futbol mantalitesinin ve politikalarının kabul görmeyişi önemli rol oynamaktadır.

Bu destek kaybı ara transferde zirve yaptı. Avrupa’da şampiyonlar liginde 6 gol atmış Sikan’a yol vereceksin, 32 yaşındaki Umut Nayır’ı kurtarıcı diye alacaksın. Hem de karşılığında Baniye ve Olaigbe’yi vererek. Geleceğin Necati’si olarak kabul gören Arda’yı göndereceksin, kendi yeğenine ilk on birde şans vereceksin sonra da alt yapıdan A takımda oynayacak genç yok deyip gençlerin geleceğinin ve alt yapının önünü kapatacaksın.

Bunu diyen Fatih Hoca’ya 1994 yılında bugün halef-selef olduğu Şenol Güneş şans verip ısrarcı olmasa idi, Efsane Fatih Tekke olmayacaktı. Uğurcan, Yusuf, Ahmet Can’ın alt yapıdan gelip transferleriyle Trabzonspor’a kazandıklarını görmemek tam bir akıl tutulmasıdır.

Antalyaspor maçı göstermiş ki kendi öz çocuğun Mustafa Eskihellaç’ın yerine alınan Lovik asla onun yerinde oynayacak bir konumda değildir.

Trabzonspor gelinen noktada taraftarın gönlünce şampiyonluğa oynarken buna inanmayan Teknik Direktör ve yönetimle yoluna devam etmektedir. Şayet Trabzonspor şampiyonluğa oynamış olsa idi,  Teknik adam bizim hedefimiz 1-4 arasıdır, diyerek bunu kamuoyuna açıklamazdı.

Hele yönetim; futbolcularını açık artırmaya çıkarmazdı. O ki Trabzonspor futbolcuları için rekor transfer pazarlıkları daha lig yarışı devam ederken gündem oluşturuyor; O zaman bu kadar değerli oyuncuların Antalyaspor maçında ortaya koyduğu oyun nasıl izah edilmektedir?

Trabzonspor’un ne oynadığı belli olmayan bir futbol anlayışında, futbolcunun kendi yerinde oynatılmayan tercihleriyle, transfer gündeminde tutulan Oulai’nin hatasıyla yenilen golle, kazanılan ilk penaltı vuruşunda zoraki golle ikinci penaltının yine gol krallığını düşünen Onuachu’nun topun başına geçtiğinde atamayacağını hisseden taraftarın sırtını dönerek izlediği atışta topu kalecinin ayaklarına vurduğu şutla, bu atışın geleceğini hissedemeyen teknik heyetin kötü yönetimiyle Trabzonspor altın değerinde 2 puanı bıraktı. Gelecek haftalar başka puanlar bırakacak mı? Onu hep birlikte göreceğiz.

Antalyaspor diğer maçlarda olmadığı kadar özel motive olmuş bir şekilde sahada yerini almış, öyle ki haklı penaltıda iki sarı kart üstüne dışarı atılan Sami Uğurlu’nun agresif davranışları, saha içinde her pozisyonda itiraz eden futbolcuların hareketleri, kötü Trabzonspor’un oyunu onların iyi oynamasının nedeni olan mücadeleci futbolu ile bir puanı hanesine yazdırdılar.

Trabzonspor’da var olan bir gerçek var ki o da takımın geçen bunca zamana rağmen gelişim gösteremediği gerçeğidir. Etkisiz ve çaresiz futbol anlayışı Trabzonspor’a yakışmadığı gibi genlerine aykırı bir durumdur.

Trabzonspor’da beklenen tarihinden gelen geçmişle sahada Karadeniz fırtınası olarak mücadele eden, kendine karşı özel motive olan rakibini, hakemini, federasyonu yenmek için hırslı, azimli futbol oynayan bir takım olarak taraftarının gönlünde taht kurmasıdır.

Yönetimin ve teknik adamın artık algı yaratacak sözlerden uzak durması gerekiyor. Trabzonspor futbolcularını satış borsasına sokarak rakiplerine malzeme verilmemesi gerekir.

Alınan bir duyuma göre Akyazı Stadyumu çevresinde var olan müzik yasağı Fethiye spor ve Fenerbahçe maçlarında da devam edecekmiş. Taraftarların maç günü coşku ile horon oynayarak maça hazırlanmalarını kim, nasıl engeller? Horon taraftarların maça motive olmasını, coşku ile takımını desteklemesini sağlarken onların moralini bozmaya kimin hakkı var? Yönetim bu yasağın neresinde ve neden bu sorunu çözmüyor? Sonrada taraftarlar neden maça gelmiyor? Demeye kimsenin hakkı yoktur.

Antalyaspor maçı göstermiştir ki ligin ikinci yarısı Trabzonspor için kolay geçmeyecektir. Ümit ederim; teknik direktör ve yönetim ortak akılla hareket eder. Bundan sonra kaybedilecek puanların telafisi olmayacaktır.