ŞAMPİYONLUĞA VEDA

Trabzonspor’un eski kaptanı ve başkanı, aynı zamanda Trabzon eski Belediye Başkanı Atay Aktuğ’u kaybetmenin üzüntüsünde saygı duruşu yapılarak Trabzonspor-Başakşehir karşılaşması başladı.

Her şey Trabzonspor’un lehine idi. Fenerbahçe iki puan kaybetmiş, alınacak üç puan hem Şampiyonlar Ligi’nde ön eleme oynayabilecek hem de şampiyonluk yarışından kopmayacak bir yarışa devam niteliği taşıyordu.

Başkan ve yönetim seyirci yasağına karşılık bilet fiyatlarında indirime giderek takımın 12. oyuncusu olan taraftarın stadyumda yer almasını sağlamış, büyük destek vermişti.

Son haftalarda Trabzonspor’un oyunu taraftarını mutlu etmiyordu. Takım, Alanyaspor maçı da dahil sonuca gidecek baskılı, mücadeleci ve agresif bir oyun oynamıyordu. Başakşehir maçında bunun değişebileceği umudu vardı. O da olmadı. Şampiyonluğa oynayan takım gibi bir mücadele yerine vasat bir oyun ortaya koyuldu.

Topa oyunda hakim olarak oynarken kaleye etkili bir şut atamamak, rakibe üstün baskı kuramamak sonucu başından belli ediyordu.

Maçın kahramanı istikrarı ile Mustafa Eskihellaç oldu. Vasat oyun 70. dakikada Mustafa’nın tüm sahayı geçerek top taşıması sonrasında verdiği pasla Agusto’nun golü umutları yeşertti.

Maçın hakemi Alper Akarasu, Var’da Ali Şanşalan’ın iki penaltı pozisyonu görmezden gelmesi, Onuachu’ya yapılan faullere “devam” demesi, inisiyatifini hep Başakşehir’den yana kullanması  hakemliğin tetikçilik kavramının dışına çıkamadığı  gerçeğini ortaya koyuyordu. Bu anlayışla Dünya Kupası’nda maç yönetmeyi çok beklersiniz.

Kenar yönetimin anlamsız değişiklikleri oyuna damgasını vurdu. Topu saklama becerisi yüksek Zumbov’u çıkarıp Okay’ı almak zaten gelen golün habercisi idi. Nwakaeme-Lovik değişikliği sol çizgiye üstünlük yakalama adına Mustafa’nın öne alınması için doğru hamle idi. Ancak Olulai-Bouchouari değişikliği zaten zaman kazanma adına yapılınca, Başakşehir tüm hatlarıyla Trabzonspor yarı sahasına yerleşince gol adeta “geliyorum” diyordu. Taraftar bu dakikadan sonra kan kusmaya, stres yaşamaya başladı ki uzatmalarda gelen gol tüm hayalleri yıktı.

Aslında ortada bir gerçek vardı. Taraftarın inandığı şampiyonluğa Fatih Tekke ve ekibi inanmıyordu. Bu da her fırsatta dile getirildi; “Bizim hedefimiz 1-4.lük arası” diye. Şimdi gelinen noktada 3.lük başarı olarak karşımızda duruyor. Şampiyonlar Ligi’nde final oynamak bir gerçek olmaktan çok hayal oluyordu.

Trabzonspor’un Lovik, Olaigbe, Bouchari ve Umut’un kulübe maliyeti tam 30 milyon Euro civarında. Bunlar bir transfer başarısı mı? Scout ekibinin üstün başarısı olarak ortada duruyor.

Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ın mali genel kurulda verdiği söz ile “borçsuz Trabzonspor’u” mayıs ve haziran aylarında gerçekleşmesini bekliyoruz.

Sezonun geneline baktığımızda hakemlerin Trabzonspor’u katlettiği ve Trabzonsporlu bir Federasyon başkanının bunu seyrettiği, kenar yönetiminin kriz yönetiminde başarısız olduğu, dokuz yıllık bir yönetim anlayışında Trabzonspor’un emek ve para harcadığı bir sezon daha kayıp yıl olarak tamamlanmıştır.

“Gelecek seneye hazırlıklarımız” denilse de Trabzonspor’ alt yapıdan başlamak üzere yapılan yanlışlar devam ettiği müddetçe değişen bir şey olmayacaktır!..

ONLAR BİZİM KINALI KUZULARIMIZ

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar ve öncesinde gerçekleştirilen öğretmen ve öğrenci cinayetleri yüreklerimizi yaktı. 35 yıllık eğitimci kimliğimle gözyaşlarım içeresinde kalbimin sessizliğinde bu acıyı paylaşıyorum.

Bir öğretmen için öğrencisi kınalı kuzudur. Almadan veren mesleğin adıdır öğretmenlik…

Burnu akan çocuğun burnunu silen, koşarken pantolonu düşen çocuğun pantolonu yukarı çeken kişinin adıdır öğretmen…

Bir okulda aç olan çocukları için kuzine sobada çorba kaynatan kişinin adıdır öğretmen…

Okula hasta olup gelmeyen çocuğun evine ilaçlarıyla giden kişinin  adıdır öğretmen…

Kendi çocuğundan çok öğrencilere değer veren mesleğin adıdır öğretmenlik…

Adına şikayet hattı açılan şikayet edilen mesleğin adıdır öğretmenlik…

Kendi yemeden öğrencisini yediren, kendi giymeden öğrencisini giydiren kişinin adıdır öğretmen…

Öğrencisini kurtarmak için ölümüne üzerine atlayan kişinin adıdır öğretmen…

Çağdaş medeniyet seviyesine ulaşacak nesilleri sevgiyle, saygıyla, hoşgörüyle, ilgiyle yetiştiren mesleğin adıdır öğretmenlik…

Atatürk’ün “yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” dediği kişinin adıdır öğretmen…

Ancak son yıllarda ülkemizin en değerli mesleği öğretmenlik çok değer kaybetmiştir.

Okullarda “Sivil İnisiyatif” adı altında kılık kıyafetteki serbestlik öğretmenlik mesleğine çok zarar vermiş, öğrencinin gözünde öğretmeni rol model olmaktan çıkarmıştır.

Okullara “değerler eğitimi” altında pedagojik formasyonu olmayan kişiler gönderilmiş, okullar eğitimde bilimsellikten uzaklaştırılmıştır.

Öğrencileri sabahtan akşama kadar tam zamanlı okula mahkûm edip onların sosyal gelişimine katkı verecek resim, müzik, beden eğitimi, tiyatro, edebiyat, sanat, teknolojik gelişim alanlarının önü kapatılmış, A sosyal insanlar yetişme modeli ortaya koyulmuştur!..

Müfredat boğulmasıyla tam gün öğretim yapılmış, onların ihtiyacı olan merhameti ve vicdanına hitap eden bir model ortaya koyulmamıştır.

Öğrencilerin hayatında sosyalleşmede ve hareket eğitiminde çok anlamı olan, birlikte hareket etme, aynı duyguları paylaşma, yardımlaşma, işbirliği daha nice sayılacak katkılarıyla duygularını geliştirecek ilkokullarda beden eğitimi dersine beden eğitimi öğretmenleri girememektedir. Daha işin başında biz çocukları yalnızlığa itmekteyiz.

Çocuklar suçlu değil, biz suçluyuz. Çünkü sistem adında dayattığımız eğitim sistemi onların duygularına, taleplerine hitap etmiyor.

En son şura ne zaman yapılmış? Bu çocuklar kendi şuralarında karar alınırken bulunmuşlar mı?

Kendi kararlarını bile biz verdik onların adına!..

Onların kendi okumak istediği okullara fırsat verdik mi? Yoksa dayatmacı modelle okumak istemediği okullara mı gönderdik?

Onların duygularını dinledik mi? Yoksa “benim istediğim bu, sen bunu olacaksın” mı dedik?

Bir gün okul müdürlüğüm dönemimde velilere şöyle seslenmiştim:  “Çoğunuzun yetişme zamanını kaçırırsanız onun geleceğini kaçırırsınız.”

Eğitimin ilk başladığı yer ana kucağıdır. O sıcaklık ve sevgi her çocuğun hakkıdır. Aile içerisinde geliştirilen kontrolsüzlük eline silahla ateş etmeyi öğretecek kadar cahillik taşıdığı gibi kalemle, bilimle insanlığa faydalı olacak yöne doğru da teşvik edilemeyen bir acı öyküsünü karşımıza çıkarır.

Sanal dünyanın ve aile içi travmaların, şiddet içerikli mafyavari hangi dizilerin önünü aldık? Onlardan çocuklarımızı koruduk mu? O zaman suçlu kim?

Bugün geleceğe ışıl ışıl bakan kınalı kuzularımız çocuklarımızı toprağa verdik. Onları hayalleri, gelecekleri vardı. Bu ibretlik acı olaydan hâlâ ders çıkarmayacak mıyız?

Değişen bir şey olmayacaksa o zaman suçlu biziz!..

ZİRVE YARIŞINDA BÜYÜK KAYIP

Trabzonspor zirve yarışında Galatasaray maçı sonrası Alanyaspor maçında kaybettiği iki puan ile büyük yara aldı. Onuachu’nun eksikliği takımın oyununu olumsuz etkiledi. Muçi’siz bir Trabzonspor’un hücumda atak futbolunu ve istediği oyunu ortaya koyamamasına neden oldu.

Galatasaray galibiyeti Trabzonspor’un şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi’ne katılımda gösterdiği başarısı malum çevreleri korkuttuğu gibi harekete de geçirdi. Alanyaspor maçı ile devamında evinde oynayacağı Başakşehir maçı bir bütün olarak planlandı. Alanyaspor maçını Trabzonspor geçerse evinde oynayacağı Başakşehir maçında hemen 34.718 kişilik seyirciye maç izleme cezası geldi. Neymiş efendim, küfürlü tezahürat! Bu kabul edilebilir bir ceza değildir. Sanki diğer stadyumlarda ilahi okuyorlar. Küfürden rahatsız olanlar, küfürü ağızlarından düşürmeyen insanlar. Öyle ya “ben söylerim ceza almam ama sen söylersen bunu cezada fırsata çeviririm” anlayışı TFF yönetiminde hakim durumda.

Bu ülkede ne yazık ki İstiklal Marşımızı ıslıklayan stadyumlar gördük. Onlara bu cezayı bile layık görmeyenler, iş Trabzonspor olunca durumdan vazife çıkarıyorlar. İşin ilginç yanı Trabzonsporlu olduğu söylenen Federasyon Başkanı, tüm bu olup biteni seyrediyor. Kapalı kapılar arkasında “sakın ha konuştuklarımızı açıklama” diyen Galatasaray başkanı ile TFF başkanı arasında devlet sırrı niteliğinde konuşma hâlâ açıklığa kavuşmadığı sürece kimse temiz futboldan söz edemez.

Türkiye’de futbolun temiz olmadığını en iyi Uefa ile Fifa biliyor. Öyle ya 2026 Dünya Kupası’nda tek bir Türk hakemi görev alamadı. Bu ayıpta kim suçlu. Hakemler mi? Merkez Hakem Kurulu mu? Onları yöneten TFF yönetimi mi? Görülen o ki ülkemiz adına büyük bir itibar kaybı olan bu durumdan kimse sorumluluğu üzerine almıyor. Doğru ya onların ligi dizayn etme gibi önemli görevleri var.

Trabzonspor, Alanyaspor maçında bir önceki hafta oynadığı Galatasaray maçı görüntüsünden uzak bir oyun anlayışıyla oynadı. Topa hakim bir oyun oynarken skora hakim bir oyun ortaya koyamadı. Zubkov’da ciddi bir form düşüklüğü, Nwakaeme’nin yaşına rağmen gayreti, Agusto’nun yetersizliği sonuca gidilememesinin nedeni oldu.  Vasat bir futbol beraberliği beraberinde getirdi. Çok önemli iki puan kaybı hesapları alt üst yaptı.

Maçın hakemi Mehmet Türkmen’in yönetiminin geçmişinde olduğu gibi Trabzonspor maçlarındaki tutumu nedeniyle atanması onun da oyun içerisinde çaldığı düdüklerle bunu hissettirmesi, hatta penaltı kararında on dakika beklemesine rağmen sekiz dakikalık uzatmayla oyunu bitirmesi niyetinin beyanı olmuştur.

Trabzonspor Kulübü Başkanı Ertuğrul Doğan, verilen haksız ceza karşısında “gerekirse stadın kapılarını açıp o stadı doldururum” dedi. Bu sözünün takipçisi olacağız. Trabzonspor haksızlık karşısında susacak bir kulüp değildir. Futbolu sahada değil masa başında oynayanlara fırsat verilmemelidir. Türk futbolunu yıllarca masa başında yönetenlere artık birileri “dur” demelidir.

Trabzonspor’un bu yıl Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkının elinden alınmaması için bütün dinamikleriyle mücadele etmelidir.

Bölge ve ilçe takımımız olan, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla aynı yaştaki kulübümüz Akçaabat Sebatspor, 3. Lig’den 2. Lig’e yükselme başarısı göstermiştir. Bu başarıda futbolu bilen, yönetim becerisi yüksek deneyimli iş insanı Atalay Armutçu ve yönetiminin katkısı büyüktür. Onun güvendiği genç teknik adam Turgay Karslı ve ekibi de büyük bir başarıya imza attı. Hepsini tebrik ediyoruz. Akçaabat Sebatspor’un yeri 1. Lig’dir. Onu da başaracağına inanıyoruz.

ŞAMPİYONLUK SESLERİ

Mehmet Ali Yılmaz Sezonu’nda Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke başından beri hedefi 1-4.lük arasında koydu. Bunun temel nedeni yeniden yapılanma yılında hem ekonomik hem de sportif açıdan Trabzonspor’da toparlanma ve geleceğe emin adımlarla yürüme adına bir politika izlenmek isteniyordu.

Ancak gelinen noktada Galatasaray bir maç eksiği ile 64 puanda iken Trabzonspor 60 puan toplamıştı. Alınacak üç puan ligin altını üstüne getirecekti.

Maç öncesi gündemi iki şey meşgul etti. Birincisi Uğurcan Çakır, ikincisi Cihan Aydın!.. Uğurcan Çakır defteri artık Trabzonspor için kapanmıştır. Bunu gündemde tutmanın nedeni yok. Tarihinin en büyük transfer gelirini Trabzonspor’a kazandırmıştır. Ayrıca Trabzonspor formasını giyse idi İstanbul basınının hakaretleri altında Milli Takım kalesini koruyamayacak ve Milli Takım belki Amerika’ya gidemeyecekti. O nedenle Milli takım’ın başarısına yaptığı katkılar için teşekkür etmek gerek.

Gelelim Cihan Aydın’a; o Trabzonspor maçlarındaki art niyetli yönetimleri ile hep sorgulandı. Trabzonspor, cumartesi akşamı oynadığı maçta onu da yenmek zorunda olduğunu biliyordu. Nitekim öyle de oldu. 50. dakikada Barış Alper’in maçın yıldızı Pina’ya  futbol hayatını bitirircesine çift dalmasına var’ın uyarısına rağmen “devam” demesi onun niyetini en belirgin şekilde ortaya koymuştur.

Asıl tiyatro ise Trabzonsporlu olduğunu söyleyen TFF Başkanı’nın, gazetecinin hakemle ilgili sorusuna “bana böyle sorular sormayın” diyerek konuyu kapatmak istemesi olmuştur. O zaman sorarlar, “bu MHK, sana bağlı değil mi?” Neyse ki Trabzonspor maç öncesi her türlü senaryoya hazırlığını yapmıştı.

Maç öncesi Başkan Ertuğrul Doğan, “Galatasaray bizim dostumuz değil” diyerek tavır ortaya koydu. Bunda geç kalınmadı mı? Yıllarca para gücünü kullanarak Trabzonspor futbolcularını ayartmış, kulübün içini boşaltmış bir kulüp nasıl dostumuz olabilir? Son olarak Trabzonspor’un alacağı futbolcuyu yüksek bedelle elinden almış bir kulüp bizim nasıl dostumuz olabilir? Maç sonu Galatasaraylı yönetici nezaketten bahsedince buna kargalar bile güldü. Galatasaray futbolda hep ayak oyunlarının saha dışında oynanmasının öncüsü olmuştur.

Gelelim Trabzonspor-Galatasaray maçına… Bu maçta oyunda süper bir yıldız vardı. Adı Wagner Pina… Maç boyunca enerjisi, ortaya koyduğu mücadelesi, Onuachu’nun kafa golünde yaptığı orta, onu yıldızlaştırdı.

Trabzonspor bu maçta oyunun sonuna kadar yayılan bir mücadele ortaya koydu. Batagov ve Muçi eksikliğinin hissedilmemesini sağladı. Taraftarın desteği maç boyunca baskısı futbolcuların oyunlarını da olumlu yönde etkiledi. Taraftarlar 12. adam gibi sahada futbolculara destek veriyordu.

Oyun içerisinde Cihan Aydın, Trabzonspor’a yapılan faulleri es geçerken Galatarasay’a yapılanlarda hemen yardıma koşuyordu. Galatasaraylı futbolcuların hırçın, agresif davranışları hatta ağız okuyucusu biri olsa yaptıkları küfürler hep sarı kartta kaldı.

44. dakikada Saviç’in derinlemesine attığı topu Onuachu, Galatasaray’ın kalabalık savunmasını dağıtarak attığı golün iptali tam bir facia idi. Hemen çekilemeyen ofsayt çizgisinde nedense arka çizgide kalan adam gösterilmiyordu.

İkinci yarının hemen başlarında iki dakika sonra konsantrasyon eksikliği sebebiyle yenilen gol moralleri bozdu.  Dakikalar 61’i gösteriyordu ki Nwakaeme’nin yaptığı ortada geldiği günden beri takıma katkı veren Chibuike Nwaiwu’nun kafa golü Trabzonspor’un 2-1 öne geçmesini sağlıyordu.

Galatasaray’ın etkili olduğu anlarda tecrübeli kaleci Onana geçit vermedi. Futbolcuların inatçı, onurlu ve mücadeleci karakter taşıyan futbolu şampiyonluk yarışında “biz de” varız dedirtti.

Trabzonspor Başkanından yönetim kuruluna, Teknik direktöründen futbolcusuna hatta tüm çalışanlarıyla büyük bir sınav verdi. Bu sınavdan yüzünün akıyla büyük bir zaferle çıktı. Hepsini alkışlıyoruz. Ancak bir çiçekle bahar gelmez. Trabzonspor’un bu anlamlı galibiyetini taçlandırabilmesi için kalan maçlarda puan kaybetmeden tamamlayarak lig sonunu beklemek gerekir. Çünkü lig sona yaklaştıkça ayak oyunları başlayacaktır. Biz bu filmleri daha önce çok gördük.

Bütün dünyada aynı duygularla bu mutluluğu onu sevenlerine yaşattığı için tebrik ediyoruz. Hâlâ temiz ve onurlu futbolun adıdır TRABZONSPOR…

ŞAMPİYONLAR LİGİ'NE ADIM ADIM

Mütevazı bütçesiyle koyduğu hedefe Trabzonspor adım adım yürümektedir. Fenerbahçe ile aynı puan gol averajı ile yarışın sonlarına doğru ilerlemektedir. Oynadığı maçlarda sonuç odaklı futboluyla sonuca gitmeye devam ediyor.

Eyüpspor maçı bu açıdan çok önemli idi. Her ne kadar ligin sonunda olsa bile ortaya koyduğu futbol ile mücadele etmeye devam ediyor. Trabzonspor, beş maçlık galibiyet serini devam ettirmek istiyordu.

Trabzonspor’un oynadığı kötü futbolda hiç kuşku yok ki Fatih Hoca’nın takımda beklenmeyen değişikliklerinin katkısı büyük. Umut Nayır’ın Onuachu ile çift forvet başlatılması gibi.

Pina ve Agusto’nun oyuna girmesi takıma hareketlilik getirdiği gibi Zubkov’un kornerden gelen topa Agusto’nun dokunmasıyla gelen gol Trabzonspor’un sonuç odaklı futboluna katkı sağlıyordu.

Trabzonspor’da maça başlarken Saviç, Folcarelli, Oulali, Muçi sarı kart sınırında idi.  Mümkün olduğunca rakipten kaçarak temassız futbol oynamaya çalıyorlardı. Ancak maçın başından beri sarı kart yaratmaya çalışan hakem Oğuzhan Çakır, Oulai’ye olmadık yerde sarı kart göstererek Galatasaray maçında oynamasının önüne geçerek tetikçilik yapıyordu.

Daha önce transfer gündemine giren ama alınamayan 19 yaşındaki Oulai’den Liverpol gazisi Galatasaray’ın korkması, yapı diye gündeme taşıdığı bugün ona çalışan kirli yapının gelecek vaat eden genç bir futbolcunun gözyaşlarının sel olmasına sebep olanlar onun gözyaşlarında boğulsun.

Şampiyonlar Ligi’ne katılma şansını yakalamış Trabzonspor’un daha önce de olduğu gibi malum kesimlerce önü kesilmek isteniyor. Trabzonlu olduğu söylenen TFF Başkanı da seyrediyor.

Trabzonspor-Galatasaray maçında da on bir kişi sahada yerini alacaktır. İnanıyorum o gün sahada olan Oulai’nın takım arkadaşları onun gözyaşlarının hesabını soracaktır. O gün sahayı dolduracak taraftarlar rakibe nefes aldırmayacaktır.

Trabzonspor, kirli Türk futbolunun temiz kalan tek kalesidir. Yıllardan beri onun hakkını yiyenlerin akıbeti hem takım olarak hem de kişi olarak hüsranla sonuçlanmıştır. Trabzonspor’un başarılı olması Türk futbolunun temiz kalması adına çok önemlidir. 2011 yılı hak yiyenler yıllar geçse de bunun bedelini ödemeye devam ediyorlar.

Bu nedenle Galatasaray maçı bir milat olacaktır. Trabzonspor bu maçla Şampiyonluk Ligi hedefine emin adımlarla yürüyecektir.

BAYRAMLARI GERİ GETİRİN

Trabzonspor, geleneklerine bağlı bir kulüptür. Bayramlaşmalarda kulübün birlik ve beraberliği adına çok kıymetli bir geleneğidir. Pandemi nedeniyle Trabzonspor’da bayramlaşmalara ara verildi. Pandeminin ortadan kalkmasına rağmen Trabzonspor Kulübü bünyesinde yapılan bayramlaşmalar hala geri getirilmedi. Hele bugünlerde birlik ve beraberliğe çok ihtiyacımız olduğu zamanda acil olarak Ramazan Bayramından başlamak üzere bayramlaşmaları geri getirin.

Tüm Türk ve İslam aleminin bayramı mübarek olsun.