Neymiş efendim Trabzon film ve dizi sektöründe önemli bir yere sahip olmaya başlamış.
Ama bu Trabzonlular yanlış yapıyorlarmış.
Ne yapıyorlar mesela?
Efendim önemli tarihi eserlerin görüntüleri filmlere yansıyormuş ama bu tarihi varlıkların kimliklerinden söz edilmiyormuş.
Kim diyor bunları?
Yunan basını... Türk dizi sektörünün küresel çaptaki başarısı ve Türkiye'nin turizm diplomasisinde kullandığı hamleleri, Yunanistan'da adeta endişe yaratmış belli ki.
Sümela Manastırı, Kızlar Manastırı, Vazelon, Kuştul Manastırları birer Yunan kültürünün örnekleri imiş. Filmlerde bunlardan da bahsedilmeliymiş.
İlahi Yunan basını belgesel çekilmiyor, film, dizi çekiliyor Trabzon'un doğasında, kültürel varlıklarının yanında...
Bu eserler de filmlerin birer parçası olarak kadrajdaki yerini alıyor.
Çok merak eden inceler öğrenir neyin ne olduğunu.
Gelelim "Yunan kültürüne ait yapılar" fikrine.
Kimse tarihi inkar etmiyor.
Yunanistan ve balkanlardan yüzlerce cami,türbe,köprü,aşevi, sivil mimari örnekleri, askeri garnizon ve kaleleri birer Türk varlığı olarak kabul edebilir ya da etmeyebilirisiniz O sizin kültürel bakış açınıza bağlı.Tabi bu saydığım Türk eserleri ayakta kalabilmişse.
Sözünü ettiğiniz Trabzon'daki her kültür varlığının üzerinde tarihini anlatan tabelaları mevcut.
Merak eden gelir ziyaret eder öğrenir.
Kaldı ki kültür ve turizme dair hizmet veren hem resmi hem de özel kurumların sitelerindeki tüm kültür varlıklarının tarihi farklı dillerde anlatılmakta.
Sorun nerde çok iyi biliyoruz.
Efendim buralar Hıristiyanlık ve Grek dünyasının geçmişte birer parçası olarak anlatılmalı.
Çok afaki ve uçuk bir eleştiri.
Bu arada iki kez yaptığım Yunanistan ziyaretlerinde Selanik'te şehrin tam ortasında Hamzapaşa Camii’nin son (1467) halini görünce içimin sızladığını da belirtmeliyim.
Fotoğrafını çekmek istediğimde bekçi beni engelledi.
Yıllar öncesinden kurulmuş bir iskele çürümek üzere.
Bekçinin beni fark edene kadar gezdiğim caminin içi perişan.
Daha önce sinema olarak kullanılmış caminin ısrarla restore edilmediği her halinden belli.
Trabzon başta olmak üzere ülkenin her yerinde bulunan kayda değer her kültür varlığını restore etmeye çalışan bir ülke olarak Türkiye sizin eleştirilerinize muhatap olmamalıydı.
Önceleri Paganist inanç sistemi içinde bulunan yerel halk, Latinlerin İstanbul’u yağmalayıp işgal etmesinden sonra Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olarak kurulan Komnenos hanedanının hükmettiği topraklarda 200 yılı aşkın hakimiyetiyle Ortodoks Hıristiyanlığı kitlelere ulaştırma benimseme fırsatı bulmuştur.
1461 fetih sürecinden sonra da Müslüman nüfus artmasına rağmen Hıristiyan teba da Osmanlı İmparatorluğu idaresinde kendi inanç ve gelenekleri ile birlikte 600 yıla yakın yaşamışlar.
Bölgede Hıristiyanlara ait ibadethane ve okulların bol sayıda bulunuşu da bunun ispatıdır.
Trabzon uzun yıllar doğu ve batının birleştiği bir liman kenti olması nedeniyle evrensel kültüre uzak bir kent değildir.
Bir filmde tarihi tüm inceliklerini ile anlatılmayacağını bilecek kadar kültür sahibi olamamaktan ziyade "öküzün altında buzağı arama" gibi bir art niyeti akla getiren Yunan basınına önce demek lazım ki Selanik’teki Hamzabey Camii'ni ve diğer Türk eserlerini bir güzel restore edin.
Evet Trabzon’un doğal ve tarihi zenginlikleri her türlü sanatsal eserlerde yerini alabilecek kadar zengin.
Ne yapalım yani?
Bu zenginliği sanatsal yapıtlarda yansıtmayalım mı?
Valla bu yazıyı yazarken gülmek de geliyor içimden.
Şimdi filmin bir sahnesinde sevgilisine sarılıp seni seviyorum demek üzere olan sanatçı, “dur sevgilim, sana şimdi Kızlar Manastırı'nın tarihini anlatayım” demez herhalde...
Buraların tabiri ile Yunan basınına "siz iş araysınız" deyip geçelim.