SOSYAL MEDYADA KAYDIRAK

Toplumsal analiz yapmak, toplumu her yönden okumayı gerektirir. Tabi ki öncelikle o toplumda yaşamak, bu okumada büyük bir avantaj kazandırır insana. Örneğin çok önemli bir ritm müzisyeni olsanız bile, 7/8’lik Karadeniz ritmini ve 9/8’lik bir Trakya ritmini bir Karadenizli veya Trakyalı gibi atamazsınız. Önce o yörenin ruhunu hissedebilmeli, orada yaşamalı. Yani bir Avrupalı müzisyen, o yörelerde yaşayan müzisyenler gibi o ritmleri atamaz. Bu durum aslında toplumun her köşesinde geçerlidir. Ki etnik öğretiler bazen yüzlerce, bazen ise  binlerce yıllık yaşanmışlıklar üzerine kuruluyor.

Ancak yaşanmışlıklar yetiyor mu? İyi bir gözlemci olmak, kendini ve başkalarını sorgulamayı çok iyi bilmek ve çok okuyup, çok gezmek gerekli. Parlak bir zeka seviyesi ise bu işin katalizörü olabilir.

Yaşanılan süreç içinde ise büyük bir problem var. Evet,  tüm Dünya artık küçücük bir telefonun içine sığıyor. Evet, bütün sorularımızın cevaplarını  o küçük telefon içinde bulabiliyoruz. Ana bu küçük telefon maalesef düşünsel tembelliğimizin nedeni olabiliyor. Sosyal medyaya şöyle bir göz atıyoruz; herkes siyasi mecrada,  sportif mecrada, bilimsel mecrada vs. ahkam kesiyor. Ahkam kesmesinden daha kötü bir şey var; yine sosyal medyada yarım yamalak gördüğü şeyleri, altlığı olan veya olmayan fikirleri sanki kendisininmiş gibi sunuyor. Ve ahkamın en ağdalıdını, en dramatik olanını kesiyor. Bu temeli olmayan, kendimi oluşturamamış fikirler sosyal mecrada bir virüs gibi yayılıyor.

Sosyal medya mühendisleri bu altlığı oturmamış yarı pragmatist durumu çok iyi kullanabiliyorlar. Topluma bir şey enjekte edilecekse, yöntemini çok iyi biliyorlar. Veya toplumu ajite edeceklerse, trol denilen taşeronlarını çok iyi kullanabiliyorlar. Süslü sözler, ışıklı fotoğraflar insanlara çok çekici gelebiliyor. Ve renk algıları sınırlı olan insanlar, bu neon ışıklı ajitasyonlara çok kolay kanabiliyor. Aslında bu durum Pawlov’un Deneyi algısının daha süslenmiş bir hali oluyor. Yeter ki ortada bir yem ve yol olsun.

Toplumsal analiz yapmak yukarıda belirttiğim kolay bir olgu değildir. Hele ki toplumda okumayı sevmeyen insanlar varken. Ki slogan vari yaşayan bir toplum olduğumuz için okumak gözlerimizi yorabiliyor veya bozabiliyor(!)… Analiz ve sentez onu algılamaya hazır insanlara sunulur. Şiirde  söylendiği gibi bir Mecnun’un bir Leyla’sı olursa analizi sanlayacak onun bir sentezcisi olması gerekli. Ki bir sonuç elde edilebilsin.

Herkesin siyasetçi, ekonomist, psikolog, şair, spor yorumcusu vs. olduğu sosyal platformda, bu değerli bilim insanlarına(!) biraz analiz, biraz sentez ve biraz düşünme payı diliyorum. Yoksa pastadaki payda hiçbir gözüm yok...