Kişiselleştirmek, yalnızca bir odağa takılıp kalmak ve yaşamdaki tek amacın olarak bu durumu seçmek; artık seni düşünmeyen, sorgulamayan ve yalnızca duygularıyla hareket eden bir insan haline dönüştürebilir. Artık çevrene ve kendine yabancılaşabilirsin, artık insani olan şeyler senden uzaklaşabilir. Sert bir insan olursun, konuşmazsın, dinlemezsin, toplumsal hiçbir şey seni etkilemez. Hatta bu hastalıklı halin daha da ileriye giderse; cani, katil bile olabilirsin.
Aslında Freud vari çözümleme yapıp, geçmişle ilgili ,bilinçaltına inip çözümlemeler yapılabilir. Aile içi ilişkiler sorgulanabilir, feodal yapı ile ilgili değerlendirmeler yapılabilir, feodal yapı dışında yeni oluşan sosyal çevre irdelenebilir. Tabi ki bunların dışında insanın kendi psikolojik durumu, kendi biçimsel karakteri, dışsal ve içsel dalgalardan nasıl etkileneceğinin önemi vardır. Çünkü her insan aynı değildir ve her insanın etkilenme eşiği farklıdır.
Kadın cinayetleri, çocuk gelinler, aile içi şiddet, ensest ilişkiler, toplumsal baskı, sosyal dezenformasyon vs. hep bu biçimlenmenin çürümüş meyveleridir. Erkek kimliğinin kutsanması, kadının erkek dünyasının gizlenmiş bir kölesi haline getirilmesi ve ne yazık ki bu kurgunun oluşturulmasına bazı kadınların feodal ve hastalıklı bir kurguyla destek vermesi konunun en trajik noktasıdır. Feodal dürtülerle biçimlenmiş anne erkek çocuğunu kutsar, kız çocuğunu ötekileştirir, evin misafiri noktasına koyar. Erkek çocuk küfredince, arkadaşını dövünce övülür, kız çocuk ise babasının yanında bile gülemez, elleri dizinde oturmalıdır. Erkek çocuğun eline silah verilir, kız çocuğu ise bir arkadaşı gelince ancak onunla evcilik oynamak zorundadır.
Hastalıklı ruh kendi kendine oluşmaz. Başta aile ,feodal yapı ve toplumsal dezenformasyon el ele vererek hastalıklı ruhlar oluşturur. Sonra kadına farklı anlamlar yükleyen kişiler maalesef kadın cinayetleriyle, toplumsal ve düşünsel şiddetle, töreyle gündeme gelir. Acımasız olur, cani olur, katil olur, yapmak zorunda olur; bir tek insan olamaz.
Kadınlar ya kocaları ya aile içinden birileri tarafından öldürülüyor. Ya benimsin ya toprağın deniliyor, töremiz böyle deniliyor. Küçücük kızlar çocukluklarını yaşamıyor, çocuk anne oluyor. Babası, dedesi yaşındaki insanlarla para karşılığı evlendiriliyor. Eğer itiraz ederlerse ya dövülüyor ya da öldürülüyor. Sevmek yasak onlara, umut etmek yasak. Onlar kadın, onlar erkek egemen toplumun kölesi. Artık kişiselleşmiş, kendine soru sormayı unutmuş bir erkeğin yapacaklarına bağlı sonraki yaşamı.
Oysa ki hepsi bir ana veya ana adayı değil mi? Ana erkeğin anası ama diğer kadınlar erkeğin kölesi mi? Suçlu aramaya gerek var mı, suçlu belli değil mi? Evet zor her yerde kadın olmak zor. İşte zor olmadığı yerde, kadının ruhunun olduğu yerde dünya daha doğru dönecek.