Şiddetin Kaynağı Ekran mı, Hayat mı?

Son günlerde yine tanıdık bir tartışma ısıtılıp önümüze konuyor:

“Gençler şiddete eğilimli çünkü mafya dizileri var.”

Çözüm önerisi de hazır: Yasaklayalım, kaldıralım, susturalım.

Peki gerçekten mesele bu kadar basit mi?

Adı üstünde, dizi. Sinema. Kurgu. Elbette etkisi vardır, kimse bunu inkâr etmiyor. Ama asıl soruyu sormadan verilen her cevap, gerçeğin etrafında dolanıp durmaktan başka bir şey değil.

Bu çocuklar neyi izliyor, evet… ama daha önemlisi neyi yaşıyor?

Bir çocuk sabah evden çıkarken anne-babasının tartışmasına tanık oluyorsa, akşam eve döndüğünde sofrada eksik olan sadece yemek değil huzursa, o çocuk için en sert sahne bir televizyon dizisi değil, kendi hayatıdır.

Bugün mahallede en çok ne konuşuluyor?

Geçim derdi.

Evde en çok ne hissediliyor?

Gerginlik. Sokakta en çok ne görülüyor?

Tahammülsüzlük.

Otobüste yer verme kavgası, trafikte yol verme tartışması, komşular arasında bitmeyen sürtüşmeler… Bunlar bir dizinin sahnesi değil, hayatın ta kendisi. Ve çocuklar bu hayatın tam ortasında büyüyor.

Bir baba düşünün…

Eve bir kilo et götüremediği için sessizleşen, içten içe çöken.

Bir anne düşünün…

İş bulamamanın ağırlığıyla her gün biraz daha içine kapanan.

Bir ev düşünün…

Elektriği kesilmiş, faturalar birikmiş, umutlar ertelenmiş.

Şimdi soralım:

Bu evde büyüyen bir çocuk, şiddeti televizyondan mı öğrenir, yoksa hayatın sertliğinden mi?

Şiddet sadece yumruk değildir.

Şiddet bazen sessizliktir.

Bazen ilgisizliktir.

Bazen de çaresizliğin insanın içine çöktüğü o ağır duygudur.

Gençlerin içe kapanması, sosyal çevreden uzaklaşması, öfkeye daha yatkın hale gelmesi… Bunlar bir dizinin yan etkisi değil, uzun süredir ihmal edilen bir gerçeğin sonucudur.

Eğitim konuşulmadan, aile içi huzur sağlanmadan, ekonomik yük hafiflemeden, çocukların yüzü güldürülmeden sadece ekranı karartarak neyi çözebiliriz?

Bir şeyi yasaklamak, onu ortadan kaldırmaz.
Ama bir çocuğun hayatına dokunmak, her şeyi değiştirebilir.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

“Biz çocuklara neyi izletiyoruz?” değil…

Onlara nasıl bir hayat yaşatıyoruz?

Çünkü mesele ekran değil.

Mesele, o ekran kapandığında geriye kalan hayattır.