Yarın Diye Bir Şey Yoktu Aslında

Yarın Diye Bir Şey Yoktu Aslında

Hayat bana bir şey öğrettiyse, o da her şeyin bir anda değişebileceğiydi.

Bir gülüş, bir bakış, bir “merhaba”…
Bazen insanın bütün hayatına sığan şeyler, yalnızca birkaç saniyeden ibarettir.

İnsan yaşarken fark etmiyor ama zamanın en acımasız yanı geçmesi değil; geçerken bizi değiştirmesi.

Kimse başladığı yolun sonundaki insan olarak kalamıyor.

Bir gün dönüp bakıyorsun; dün dediğin çoktan geçmiş, gelecek dediğin ise bir türlü gelmemiş.

Belki de "yarın" dediğimiz şey, insanın kendini avutmak için bulduğu en güzel kelimedir.

Çünkü yaşanan her şey yalnızca "şimdi"nin içine sığabiliyor. Ve "şimdi", elinden tutmaya çalıştığında su gibi akıp gidiyor parmaklarının arasından.

İnsan bu yüzden hep biraz geç kalıyor.

Birine…

Bir söze…

Bir sevgiye…

Ve çoğu zaman kendine.


Bir sabah uyanırsın.

Elin boş, gözün nemlidir.

Ne olduğunu tam anlayamazsın ama içinde eksilen bir şey olduğunu hissedersin.

Kalbini yoklarsın.

Hâlâ atıyordur ama eskisi gibi değildir.

Çünkü insan bazen kaybetmeden anlamaz.

Bazen de anlamak için kaybeder.

İşte o an gerçeğin bütün ağırlığı iner omuzlarına:

Hiçbir şeyin tekrarı yoktur.

Ne bir gülüşün…

Ne bir sarılışın…

Ne de bir vedanın.

Hayat aynı anı iki kere vermez.

En güzel zamanlar ise çoğu kez yaşanırken fark edilmez.

Yıllar sonra eski bir fotoğrafın kenarında, yarım kalmış bir şarkıda ya da ansızın gelen bir kokuda çıkar karşına.

Zamanın insana yaptığı en sessiz kötülük budur.

Hatırlamak zorunda bırakır seni.


Kimi insan hep ileriye bakar.

"Bir gün olacak," der.

Ama o "bir gün", çoğu zaman hiç yaşanmaz.

Çünkü hayat planlara değil, anlara sadıktır.

Sen plan yaparken hayat çoktan başka bir kapıyı aralamıştır.

Bazen kendi kendime sorarım:

Beklediğimiz şey gerçekten nedir?

Bir mucize mi?

Bir dönüş mü?

Biraz huzur mu?

Belki de bütün ömrümüz boyunca beklediğimiz kişi yine kendimiziz.

Olmak isteyip de olamadığımız hâlimiz.


Zaman insanı değil, insan zamanı tüketiyor.

Ama biz bunu unutuyoruz.

Her şeyi erteliyoruz.

Sevgiyi…

Affetmeyi…

Konuşmayı…

Sarılmayı…

Oysa ertelenen her duygu biraz daha soluyor.

Söylenmeyen her söz, insanın içinde yankıya dönüşüyor.

Ve bir gün o yankılar, kendi sesinden daha yüksek konuşmaya başlıyor.


İnsanın kalbini ellerinde tutan birine güvenmesi, belki de hayatın en büyük cesareti.

Çünkü kalp, kime emanet edildiğini unutmaz.

Bir gün o insan giderse, yalnızca bir kişi eksilmez.

Onunla kurduğun cümleler eksilir.

Birlikte dinlediğin şarkılar susar.

Sessizlik bile başka türlü sessizleşir.

Her şey yerli yerindedir.

Ama hiçbir şey artık eskisi gibi değildir.

Belki de insanın en derin yarası, yarım kalmış bir "devamı var" cümlesidir.


Hayat iyi bir öğretmendir.

Ama sınavlarını önceden haber vermez.

Kimi zaman bir kayıpla…

Kimi zaman uzun bir sessizlikle…

Ve çoğu zaman ne öğrendiğini, ders bittikten sonra anlarsın.

Zaman aslında bir aynadır.

Ne yaşadıysan onu gösterir.

Ne sakladıysan onunla yüzleştirir.

Kaçtığın her şey, sabırla seni bekler.

Belki de en büyük özgürlük, kendinden kaçmayı bırakmaktır.

Olduğun insanla barışmak…

Eksiklerinle yaşamayı öğrenmek…

Bugünün kıymetini bilmektir.

Çünkü barışmadığın hiçbir an gerçekten sana ait değildir.


Bir gün baktım ki herkes gitmiş…

Aynadaki bile yabancı.

Belki de insanın en büyük yalnızlığı budur.

Kendi yüzüne bakıp eski kendini bulamamak.

Gülüşün biraz eksilmiş…

Sesin biraz yorulmuş…

Ama içinde hâlâ küçücük bir umut yaşıyor.

Belki de bizi ayakta tutan şey budur.

Adını koyamadığımız o ince umut.


Sonunda anlıyorsun.

Hayat ne geçmişte saklı.

Ne gelecekte.

Hayat yalnızca bir nefesin içinde.

Bir kahkahada…

Bir bakışta…

Bir sessizlikte…

Yaşadığın kadar varsın.

Sustuğun kadar eksik.

Her gün hayat senden bir şey alıyor.

Ama her sabah yeniden başlayabilme ihtimalini de bırakıyor önüne.

Bir sabah güneşin doğuşuna bakarken fark ettim.

Işık her gün yeniden doğuyor.

Ama hiçbir sabah birbirinin aynısı değil.

Belki biz de öyleyiz.

Her kaybedişte biraz eksiliyor,

Her hatırlayışta yeniden çoğalıyoruz.

Ve artık biliyorum.

Yarın diye bir şey yok aslında.

Sadece bugünün hakkını verebilmek var.

Ne geçmişi değiştirebiliriz.

Ne geleceği garanti edebiliriz.

Ama şu anı yaşayabiliriz.

Bir gün demeden sevmek gerek.

Bir gün demeden söylemek gerek.

Çünkü "bir gün" dediğimiz şey,

çoğu zaman hiç gelmez.

— Tamer Küçük

"Hayatın bize verdiği en büyük yanılgı, yarın diye sonsuz bir zamanımız olduğunu sanmaktır."