• 0537 331 9315
  • ganitabordohaber@gmail.com
Ganita Haber - Kültür - Sanat - Spor Ganita Haber - Kültür - Sanat - Spor
  • HABER
  • KÜLTÜR & SANAT
  • YAZARLAR
  • SÖYLEŞİ
  • MİZAH
  • TURİZM
  • TARİH
  • SPOR
  • BELGESEL
  • İLETİŞİM
SPOR FEDERASYONLARI VE MALİ GENEL KURULLAR

SPOR FEDERASYONLARI VE MALİ GENEL KURULLAR

Ayhan PALA 22 Temmuz 2026

2024 yılı Yaz Olimpiyat Oyunları’nın ardından spor federasyonları seçimleri gerçekleştirilmişti. Federasyon seçimlerinde Gençlik ve Spor Bakanlığı her zaman taraf olmuş, kendi adayını seçtirmek için büyük mücadeleler vermiştir. Bunun ilk belirgin örneği benim Okul Sporları Federasyonun Başkanlığı seçimlerimde, rakibim olan Cemalettin Kömürcü, yeterli imzayı toplayamayınca dönemin bakanının talimatı ile bakanlık teşkilatı açık imza vermişti. Bu da spor federasyonlarının demokratik bir yapıda yapılmadığının en belirgin örneği idi.

Aradan iki yıl geçti. Bakanlık verdiği bütçelerin doğru ve yerinde kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi ile federasyonların mali genel kurullarının yapılacağı zamana gelindi. Spor Bakanlığı burada nasıl bir tutum izleyecek bilinmiyor. “Kendi adamım” deyip tam kadro mali genel kurullarda yer alıp korudukları federasyon başkanlarının ibra edilmesi yönünde mi tavır alacak, yoksa tamamen tarafsız kalarak mali genel kurullarında delegelerin ortaya koyduğu belgeler üzerinde federasyonlara yaptırım mı uygulayacak? Bunu hep birlikte göreceğiz.

Spor federasyonları kaynakları kamu kaynakları olduğu için amacı dışında kullanılması söz konusu olamaz. Bütçenin kullanımında 7405 Sayılı Spor Federasyonları Kanunu buna bağlı hazırlanmış spor federasyonları yönetmeliği ve federasyon ana statüsü esas alınmalıdır. Federasyonların buna uyup uymadıkları yapılacak mali genel kurullarda ortaya çıkacaktır.

Federasyon Denetim Kurulları; denetimlerini genel kurul adına gerçekleştirir. Tam bağımsız değildirler. Çünkü 2 üye seçimle gelirken 3 üye Spor Bakanlığı tarafından atanmaktadır. Özellikle Spor Bakanlığı tarafından atanan kişilerin bu alanda uzman olmadığı meslek gruplarına bakılacak olursa daha iyi anlaşılacaktır.

Kanun, yönetmelik ve ana statüde açıkça belirtilmesine rağmen federasyonların her 3 ayda bir iç denetimini yaparak denetim defteri tutulma zorunluğu vardır. Ancak bu kanunu kaç federasyon uygulamıştır? Tutulması zorunlu Denetim Defterine bakılırsa daha iyi anlaşılacaktır.

Spor federasyonları bu yönetmeliğe aykırı davrandığı gibi iki yılın sonunda mali müşavir ve muhasebecisine hazırlattığı Denetim Kurulu raporunu, denetim kurulları üyelerine imza ettirmek suretiyle genel kurula getirir. Bu uygulama denetim kurulları üyelerini sorumluluktan kurtarmaz.

Mali genel kurullarda spor federasyonları ibra edilse bile haklarında soruşturma açılmayacağı anlamı taşımamaktadır. Spor federasyonları, yaptığı her işlem ve uygulama için inceleme ve soruşturmaya açık kamu kurumlarıdır.

Gençlik ve Spor Bakanlığı, yapılacak mali genel kurullarda tüm spor federasyonlarına eşit ve adil davranarak kanun, yönetmelik ve ana statülerine uygun olup olmadığına göre mi hareket edecek, yoksa seçimlerde istemediği adayların görevden alınmalarını mali genel kurullarını mı alet edecek?  Bunu mali genel kurul sonrası daha iyi değerlendirebileceğiz.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bir dönem yaptığı gibi mali genel kurullarda tarafsız kalarak oylamaya katılmadan izlemesi, genel kurulların verdiği kararlar konusunda gereğini yapmasıdır. Çünkü mali genel kurullarda ibra edilmesine el kaldırdığı federasyonların daha sonra mevzuata aykırı uygulamaları ortaya çıkarsa ona ortak olduğu anlamı çıkacaktır. Bu da bakanlık adına itibar kaybı olacaktır.

Spor federasyonlarının daha hızlı hareket edebilmeleri için 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun İstisnai maddesinde bazı imtiyazlar tanınmıştır.  Ancak yapım ve inşaat işlerini ihale kapsamı dışına bırakmamıştır. Bu imtiyaz, federasyonlara sınırsız ve belirsiz harcama hakkı vermemektedir. Görevini kötüye kullananlarla, görevini layıkıyla yerine getirenler birbirinden ayrılmalıdır.

Spor federasyon başkanlarının ve yönetimlerinin kullandıkları bütçeler kamu adına devlet parasıdır. Onun kör kuruşunda; yetimlerin, öksüzlerin, gariplerin herkesin hakkı vardır.  Devletin malı da deniz değildir. Öyle lüks otellerde yapılan genel kurullar müsriflikten başka bir şey değildir. Spor Bakanlığı, kendi konferans salonunu açsın ve bu müsrifliğe bir “dur” desin.

Mali genel kurullar ile federasyonlar delege önüne çıkacaktır. Seçim öncesi vaatleri ve aradan geçen iki yılda yaptıkları, terazinin iki kefesine koyulacaktır. Genel kurullar öyle el kaldırıp indirme yerleri değildir. Soru sorma ve sorgulama yerleridir. Yani federasyonların hesap verdiği yerlerdir. Spor Bakanlığı tarafsız kalırsa hak ve adalet yerini bulacaktır.

SPOR DOSTU KAMPÜSÜ KTÜ

SPOR DOSTU KAMPÜSÜ KTÜ

Ayhan PALA 25 Haziran 2026

Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü ilk mezunlarındanım. Bundan her zaman gurur duydum. Daha sonra Trabzon Üniversitesi bünyesinde Spor Bilimleri Fakültesi bölümü açıldı.

KTÜ’nün geçmişi ve tarihi spor bilimlerinin dışında kalmaması adına bilimsel alanda çalışmaları sürdürdüğünü gururla gördük. Davetlisi olduğum 3. Uluslararası Spor Teknoloji Sempozyumu’na katıldım. İl dışından birçok akademisyen gelmiş, muhteşem sunumlar gerçekleştirdiler. Özellikle yapay zeka başta olmak üzere dünyada başarılı olan teknolojik gelişiminin spora neler katacağına şahit olduk. Kalabalık bir spor adamları, teknik direktör Mustafa Reşit Akçay olmak üzere davetliler arasına yer aldı.

Spor Teknoloji Sempozyumu’nun arkasındaki en büyük güç ise dört akademisyenin olağanüstü çabasıydı. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah Bora Özkara, Egzersiz ve Spor Bilimleri Bölümü Başkanı Doç. Dr. Fatih Kırkbir, Beden Eğitimi ve Spor Bölümü Başkanı Doç. Dr. Burakhan Aydemir ve Beden Eğitimi ve Spor Bölümü Başkan Yardımcısı Öğr. Gör. Dr. Zafer Gayretli, büyük bir özveriyle çalışarak etkinliği zirveye taşıdı.

Hatta bu ekibin spor adına yaptıkları çalışmaların, KTÜ’nün YÖK tarafından 31 üniversite arasında “Spor Dostu Kampüs” seçilmesinde de önemli payı olduğunu düşünüyorum. Tabii bu başarıda, gönüllü olarak görev alan Fizyoterapi, Beslenme Diyetetik ve Elektrik elektronik Mühendisliği bölümleri öğrencilerinin de büyük emeği var. O gençlerin sorumluluk bilinci gerçekten takdire değerdi. Başarılarını gururla alkışladık.

KTÜ Spor ve Teknoloji Sempozyumu, sıradan bir akademik etkinlik olmanın çok ötesine geçti. Spor biliminin sahada ve teknolojide nasıl bir fark yaratabileceğini somut bir şekilde gösterdi. Gelecek yıl düzenlenecek dördüncü sempozyumda ise spor performans ölçüm sistemleri, yapay zekâ destekli antrenman araçları ve dijital izleme teknolojileri gibi konuların ele alınması planlanıyor. Bu bağlamda, özellikle Trabzon’daki profesyonel spor kulüplerine DeepSport ve ai4sports gibi yapay zekâ platformlarını yakından takip etmelerini öneririm. Bu sistemler, termal görüntüleme sayesinde sporculardaki sakatlık ve yorgunlukları erken tespit ederek performansı artırmada ve sakatlıkları önlemede devrim niteliğinde çözümler sunuyor.

KTÜ 3. Spor ve Teknoloji Sempozyumu, teknolojinin sporun gelişimindeki artan önemini ve üniversitenin bu alandaki liderliğini bir kez daha kanıtladı. Sempozyumda spor bilimleri ve teknolojileri üzerine güncel araştırmalar sunulmuş, katılımcılar, bilimsel geri bildirim alıp disiplinler arası etkileşim kurmuştur. Bildiriler Fizyoterapi, Spor bilimleri alanlarında ve sağlık alanlarında sunulmuştur.

Bu güzel çalışmalarda bir iş birliği sempozyuma katılan başarılı çalışmalara imza atan Gençlik ve Spor İl Müdürü Lokman Arıcıoğlu’ndan geldi. Bünyelerinde bulunan Performans Merkezi’ni bu çalışmalara açabileceğini ifade ederek birlikte çalışabileceklerini dile getirdi.

İlerleyen günlerde yukarıda isimlerini saydığım akademisyenlerin olduğu bilimsel kurul, TR Dizin indeksli bir dergi kurma aşamasındaymış. Bu sempozyumun önümüzdeki yıllarda daha da büyüyerek spor dünyasında ses getireceğine inanıyorum. Ayrıca egzersiz ve spor bilimleri bölümünün 24 yüksek lisans öğrencisi mevcut, 2027 itibariyle doktora programı açılacak. Emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyoruz.

Bu güzel çalışmada Rektör Hamdullah Çuvalcı tarafından atamasını yaptığı günden beri eleştiri konusu olan Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanı’nın neden katılmadığı bilinmemektedir. Yaptığım araştırmada kendi sorumluluk alanını yeşil ve beyaza boyamakla meşgul olduğunu öğrendim. Biri ona mezun olduğum okulun renginin kurulduğu tarihten itibaren lacivert ve beyaz olduğunu hatırlatsın. Bilimsel çalışmalara uzak olanların, verimsel çalışmalar yürütemeyeceği açıktır.

Diğer taraftan aldığım duyumlara göre üniversitenin tesislerinin öğrencilere ücretli kullandırıldığı söylenmektedir. Bu anlayış kabul edilemez. Herkes öğrencilik hayatından geçmiştir. Elindeki ile geçinmeye çalışan öğrencilerden tesis ücreti istemek büyük ayıptır. Ne demek, parası olmayan öğrenci spor yapamayacak mı? KTÜ’ye büyük heyecanlarla gelmiş bir öğrenciye bu muameleyi yapmak kabul edilemez bir durumdur.  Böyle bir durum varsa bundan derhal vazgeçilmelidir.

Gençlik yıllarımızda Trabzon’da ilk uluslararası hentbol salonu KTÜ’de bulunuyordu. Burada lig maçlarımızı oynardık. Dönemin Valisi Yılmaz Ergun, o dönemin Rektörü Kemal Gürüz, merhum İl Milli Eğitim Müdürü Bener Cordan, İl Jandarma Komutanı, İl Emniyet Müdürü salonu tamamen dolduran faroz taraftarı ve üniversite öğrencileri önünde maçlarımızı oynardık.

Bu maçlar sayesinde üniversite öğrencileri, onları yönetenlerle sıcak diyalog kurarlardı. Faroz seyircisi tezahüratın dozunu kaçırmaya başlayınca Vali Yılmaz Ergun, elini havaya kaldırır, seyirciler de ellerini kalplerine götürerek “tamam sayın valim” dercesine muhteşem iletişim kurarlardı.

Bu aslında halk ile üniversite ve onlarla birlikte üniversite öğrencilerinin kavuşması demekti. Bu işbirliği sıcak diyalogları da beraberinde getiriyordu. O yıllarda KTÜ Spor Kulübümüz vardı. Bu kulüp o kadar önemli bir işlev görüyordu ki hentbol, futbol, voleybol, basketbol takımlarının yanı sıra ferdi sporcular liglerde mücadele ediyordu. En önemlisi KTÜ’yü tercih eden elit sporcular, sporculuk hayatlarına devam ediyorlardı.

Bu kulüp ver mı yok mu bilmiyorum. Ama işlevsel olmadığı açıktır. Bilimsel çalışmalarla güzel çalışmalara imza atan KTÜ, bu eksikliği spor alanında da kendini göstererek ortadan kaldırmalıdır. Unutulmalıdır ki ülkemize uluslararasında nice başarılar yaşatanların yolu KTÜ’den geçmiştir.

SPORDA LİYAKAT

SPORDA LİYAKAT

Ayhan PALA 23 Haziran 2026

Liyakat, bir kişinin üstlendiği görev veya makam için yeterli, ehil, uygun ve layık olma durumudur. Göreve alınma ve yükselmelerde bilgi, beceri ve deneyimin esas alınmasını ifade eder. Peki sporda bu gerçekten böyle mi?

24 yıl sonra milli futbol takımımız Dünya Kupası’na katılma hakkını elde etti. Türk milleti büyük bir zaferin beklentisi içinde alınan kötü sonuçlarla da büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

Bu aslında bir takımın yenilgisi değildi, olmayan bir sistemin iflası idi.

Aslında sporda yönetim çok kolay… Üç soruyu birlikte soracaksınız. Dünya ne yapıyor? Biz ne yapıyoruz? Ve ne yapacağız?

Türkiye’de spor, birilerinin egolarını tatmin etme yeri haline gelmiş. Sporun özünde akıl, bilim, birlikte çalışma kültürü, donanım vardır.

Federasyon seçimlerine bakarsanız adamcılığı daha iyi görürsünüz. Olimpiyat Komitesi seçimleri yaparsınız, “Benim adamım kazanmadı” diye seçimleri yenilersiniz. İşi bilen, biat etmeyen insanları çok çabuk harcasınız.

Sporda demokrasi kültürünü ve hoşgörüyü yok sayarsınız. Sporun yönetiminde olanlar federasyonlara verecekleri bütçeleri sanki babalarının malı imiş gibi adamına göre keyfi verir. “Ben ne uygun görürsem onu veririm” der. Hele muhalefet bir insansanız sana bütçe vermedikleri gibi zorda kalman için her şeyi yaparlar.

Bugün VNL’de tarih yazan Federasyon Başkanı Mehmet Akif Üstündağ bile federasyon seçimlerinde devletle yarıştı. Kıl payı başkanlığı kazandı. Şimdi sistemini kurmuş ve doğru işler yapmaya devam eden başkanı ve voleybol milli takımını alkışlamaya devam ediyoruz.

İstenmeyen federasyon başkanı anında Tahkim marifeti ile görevden alınır. Yerine kayyım atanır.

Kendi başkanlık dönemimde rakibim yeterli imzayı toplayamayınca dönemin bakanı spor genel müdürlüğü personeline açık imza vermeleri talimatını vermişti. Türkiye’de il olarak Trabzon’da yapılan Hentbol Dünya Şampiyonası’na ödenek bile verilmemişti. Ama liyakat o dünya şampiyonasını öyle yaptı ki! ISF tarafından en iyi organizasyon seçildi.

Türkiye Okul Sporları Federasyonu yaptığı uluslararası organizasyonlar ile ülkeyi zirveye taşıdı. ISF Raymond Defever Trophy onur ödülünü alırken, 14 yarışmanın 13’ünde dereceye girdiği için o yılı “Dünyada Türkiye Yılı “ilan edilmesine neden olurken biat etmeyen federasyon başkanı yüzünden Okul Sporları Federasyonu kapatıldı. Şimdi bakanlık bünyesinde turizm şirketi olarak faaliyetlerini sürdürüyor.

Dünyanın hiçbir ülkesinde okul sporları yarışmaları o ülkenin spor bakanlığı eliyle yapılmamaktadır. Almanya spor anayasası, “devlet sporun ana sponsorudur” der. Bütçeyi federasyonlara verir. Ama denetimini bizzat yapar. Gençlik ve Spor Bakanlığı son çıkardığı yasa ile federasyon yapısını ortaya koymuşken, kendi okul sporları yarışmalarını düzenlenmesi kanunla bir aykırılık içermektedir.

Bu yıl federasyonların mali yılı. Sporun yöneteneler acaba bu mali yıla gelene kadar kanun ve federasyonlar hakkında 3 ayda bir yapmaları gereken iç denetimi yapmayan federasyonlar hakkında ne yapacak? Burada da adamcılık devrede, kimene soruşturma açacak, kimini görmezden gelecek. Hep birlikte göreceğiz.

Olimpiyatlarda sıfır çeken bir spor bakanlığı nedense bundan sorumluluk duymaz, istifa etmeyi düşünmez. “Şampiyon cimbom” diye bağırmayla Türk sporu yönetilmiyor. “Futbol Federasyonu’ndan hesap soracağız” diyenlere başkanın verdiği cevapla “Siz kim oluyorsunuz da hesap soruyorsunuz?” diyen Federasyon Başkanıyla da futbol yönetilmez.

Burada sorgulanması gereken, olmayan sistemin getirdiği keyfi yönetim anlayışıdır. Yoksa Olimpiyatlarda da dünya şampiyonalarında daha çok “neden böyle oluyor, biz neden başarılı olamıyoruz?” sorusunu kendimize sormaya devam ederiz. Daha çok adı sanı duyulmayan ülkelerin arkasında kalmaya devam ederiz.

Türk sporunun top yekun hem sporda hem de futbolda sil baştan doğru ve liyakatli ellerde dünya ile rekabet edebilecek hale getirilmesine ihtiyaç vardır. Bunu gerçekleştirmediğimiz takdirde bir 24 yıl sonra dahi pişmanlık duymak için beklememiz gerekiyor.

KUPA BEYİ TRABZONSPOR

KUPA BEYİ TRABZONSPOR

Ayhan PALA 23 May 2026

Trabzonspor Mehmet Ali Yılmaz sezonunda ligi 3. bitirerek koyduğu yeniden yapılanma yılında hedefine ulaşmıştı. Ancak geçmişte iki kez final oynayarak kaybettiği Türkiye Kupası’nda finali kazanmak istiyordu.

Karşısında ligin son maçında Ankaragücü’nü yenip kümede kalmasına neden olduğu Konyaspor maçı vardı. Bu sezonda Gençlerbirliği’ne yenilince, Antalyaspor küme düşmüştü. Antalyaspor taraftarlarının Trabzonspor taraftarlarının arabalarına saldırıp bayrakları yırtmaları kabul edilebilir bir durum değildir.

Tüm bunları görmezden gelen TFF, maçın yine Antalya’da oynanmasında ısrar edince 1250 km yol kat edecek Trabzonspor taraftarlarının Antalya’ya gelmesini engelleyemedi. Unutulan bir şey vardı. Maç, Mars’ta olsa orayı da “bize her yer Trabzon” diyecek dünyanın her yerinden takımını destekleyecek taraftarın kalbi Trabzonspor için atıyor.

Başkan Ertuğrul Doğan’ın maça gelen her taraftara forma hediye etmesi taraftarın sel olup Antalya’ya akmasına neden oldu.

Ancak Trabzonspor taraftarının kentin dışında 5-6 saat bekletilmesi, kente sokulmaması aç ve susuzluğa terk edilmesi güvenlik gerekçesiyle izah edilemez. Elin İngiliz’i, Alman’ı İstanbul’a final için geliyor, sporun turizm gücüyle şehri geziyor, yiyor, içiyor ve alış veriş yapıyor ama Trabzonspor taraftarına bu özgürlük ve hak tanınmıyor. Bu kararı verenler, yöneticilik becerilerini gözden geçirsinler.

Diğer yandan insanların dolaşım özgürlükleri kısıtlanırken Konyaspor taraftarlarının maçın başından beri sahaya attıkları meşale ve yanıcı maddelerinin güvenlik hassasiyeti olan  yöneticilere rağmen sahaya nasıl sokulduğunu biri açıklamalıdır.

Tüm bunlar Trabzonspor taraftarlarını durduramadı. Bir sezon boyunca ligde kalmayı son haftaya bırak sonra da küme düş, ondan sonra Trabzonspor’u suçla ve sahaya girişte bile eziyet uygulamalarına devam et. Bu kabul edilemez bir durumdur.

Trabzonspor, kupa finalinde kontrollü futbol ile sahanın her yerinde baskılı bir oyunla başladı. 18. dk sezon içerisinde alıştığımız Pina’nın muhteşem ortasına Onuachu’nun kendine has vuruşuyla Trabzonspor öne geçti. Devre 1-0 Trabzonspor’un üstünlüğü ile tamamlandı. Herkes kupa finaline inanmış bir şekilde mücadelesini sürdürüyordu.

İkinci yarı henüz yeni başlamıştı ki, Konyaspor 49. dakikada Muleka ile eşitliği yakaladı. Dakikalar 54’ü gösterirken Halit Umut Meler tarafından verilen uydurma penaltı, Trabzonspor taraflarında hayal kırıklığı yarattı. Eski futbolcumuz Bardi net bir vuruşla topu direğe vurunca ilahi adalet tecelli etmiş oldu.

Bundan sonra Trabzonspor kendine geldiği öz güvenle sezonun anlamlı Türkiye Kupası’na sahip olmak için oyunda dengeyi sağladı. Dakikalar 75’i gösterirken kornerden gelen topta Konyasporlu futbolcu açık elle topla oynayınca hakem tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi.

Gol kralı ve sezonun kahramanı Onuachu topun başına geçti. Düzgün ve net bir vuruşla topu kalecinin kolunun altından filelerle buluşturdu. Trabzonspor’un 2-1 öne geçmesini sağladı. Onuachu’nun taraftarlara koşup onlarla kucaklaşması bir inancın, bir sevginin göstergesi oldu.

Maçın kahramanı ise yaptığı 5-6 gol vuruşunda başarılı olan ve kupanın kazanılmasında büyük katkı veren Onana oldu. Görülen o ki Trabzonspor’un seneye de Onana’ya ihtiyacı var.

Trabzonspor, Şamil Ekinci Müzesi’ne 10. Türkiye Kupası’nı götürdü. Büyüklüğünü bir kez daha tescil etti. Ancak bu kupa başkanından yönetimine, teknik adamından futbolcusuna, çalışanından taraftarına hak edilerek alınan bir kupa olmuştur. Geleceğe umutla bakmanın adresi olmuştur. Futbolcuların birbirine inancı ve kolej havası takımın başarısında önemli yer oynamıştır.

Başkan Ertuğrul Doğan ve Fatih Tekke ilk kupalarını alarak büyük moral bulmuşlardır. Trabzonspor’un her zaman hedefi şampiyonluktur. Kupa galiplerinde daha başarılı olacağı bir gerçek. O nedenle hatasız bir transfer sezonu geçirmelidirler. Büyük paralar verilip yedekte oturacak futbolculardan uzak durulmalıdır.

TFF-MHK- Hakemler-bütün takımlar BİR, Trabzonspor TEK!

FUTBOL BİR AYAK OYUNUDUR!

FUTBOL BİR AYAK OYUNUDUR!

Ayhan PALA 18 May 2026

Futbol aslında ayakla oynanan bir oyundur. Ancak bizim ülkemizde masa başında oynanan bir ayak oyunudur. Türk futbolunun marka değeri ayaklar altında idi. Ligin son maçında o da kalmadı. Ligde kimin düşeceği, kimin kalacağı başka takımları ilgilendirmemeli. Her takım temiz futbol için oynamalı. Yoksa Dünya Kupası’nda “neden hakemimiz yok daha?” diyerek çok bekleriz.

Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor ligin son maçına aynı puanla çıkmış olsaydı, oynadıkları rakiplerle aldıkları sonuç böyle mi olurdu? Yapının şampiyonu Galatasaray, UEFA’dan şike yaptığı tescilli Fenerbahçe’ye, Gençlerbirliği maçıyla Trabzonspor da eklenmiştir. Bunu kabul edelim.

Gençlerbirliği maçının tarihi önemi o dönemi yaşayan taraftarları harekete geçirdi. Çünkü yapılanı tarih unutturmamıştı. 1973’te İkinci Lig’den Birinci Lig’e çıkma işi son maça kalmıştı. Trabzonspor kendi evinde Gençlerbirliği ile oynayacaktı. 4-0’lık skor Trabzonspor’u Birinci Lig’e çıkarıyordu. Ne oldu? O zamanlar otobüs yolculuğu gündemde idi. Gençlerbirliği, Giresun’a kadar geldi, oradan geri döndü. Trabzonspor 3-0 hükmen galip gelmesine rağmen bir golle Birinci Lig’e çıkamamış ve Kayserispor şampiyon olmuştu. Trabzonspor, efsane olmayı bir yıl ertelemişti.

Kayserispor küme düştü. İlahi adalet Gençlerbirliği’nin kaderi de Trabzonspor’a kalmıştı. Kentte bu duygularla taraftar maça büyük önem göstermiş. Geçmişte yaşanan tarihi ihanetin bedelini ödetme fırsatını Trabzonspor’a vermişti. Ayrıca şampiyonluk yolunda ligin ilk maçında yaşanan olaylar, alınan mağlubiyet Trabzonspor’un şampiyonluk hedefini sekteye uğratmıştı.

Lig başladığından beri “Trabzonspor’da oynayacak genç futbolcu yok” diyen ve bir tek genci takıma kazandırmayan Fatih Tekke, oynanan Gençlerbirliği maçında tüm gençleri bir anda sahaya sürdü. Tabi cevap hazırdı: “Kupa maçımız var, asıl oyuncularımızı dinlendiriyoruz!” Bu kadar genç içinde Arda’ya karşı tutumu hiç değişmeyen Fatih Tekke, maç sonunda yine onları suçlarcasına “herkes Trabzonspor’da forma giymenin farkına varmalı” diyordu.

Peki o zaman adama sorarlar “sen Trabzonspor’da teknik adamlık yaptığının farkında mısın?” Her kaybedilen maç sonunda “sorumluluk bende” diyen teknik adam olarak Gençlerbirliği maçı sonrası “sorumsuzluk bende diyebiliyor musun?”

Fatih Tekke, Şampiyonlar Ligi’nde final oynamayı hayal ederken, Trabzonspor ve kendi spor tarihine Gençlerbirliği maçını gerçek olarak yazdırdı. İki maçta yenilen 7 gole karşılık atılan 3 gol ve verilen 6 puan ortada duruyor. Trabzon tarihine ağır bir kara leke sürüldü. Bunun izahı yok.

Geçtiğimiz yıllarda Trabzonspor küme düşme maçlarında kritik maçlar oynamıştır. Hepsinden alnının akıyla çıkmıştır. Bugün Kupa finali oynayacak olduğumuz Konyaspor takımının bile küme düşmemesi Trabzonspor sayesindedir. Yoksa İkinci Lig’de olsalardı çok kupa finali beklerdi.

Trabzonspor, temiz futbolun, ilkeli duruşun adıdır. Çünkü Trabzonspor haksızlıklar karşısında dik duruşun kendisidir. Ancak bu büyük yara aldı.

Fatih Tekke, ona inanan insanların inancını ve güvenini kaybetti. Hedef kupa olduğu yerde alınamayan bir kupa bunu daha da yerle bir edecektir. O nedenle hafta sonu büyük bir sınav verecektir. Kupanın kazanılması belki yüreklere su serpecektir ama yürekteki koru söndürmeyecektir.

  1. HEDEF TÜRKİYE KUPASI
  2. TRABZONSPOR ÇOK RAHAT
  3. TRABZONSPOR TATİLE ERKEN ÇIKTI
  4. ŞAMPİYONLAR LİGİ'NDE FİNAL OYNAMAK HAYAL

Sayfa 2 / 5

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
© 2025 Ganita Bordo Haber . Tüm Hakları Saklıdır. Pruva Media
Ganita Haber - Kültür - Sanat - Spor Ganita Haber - Kültür - Sanat - Spor
  • HABER
  • KÜLTÜR & SANAT
  • YAZARLAR
  • SÖYLEŞİ
  • MİZAH
  • TURİZM
  • TARİH
  • SPOR
  • BELGESEL
  • İLETİŞİM
  • 0537 331 9315
  • ganitabordohaber@gmail.com