Bir ip üzerinde gösteri için yürüyen cambazın, yürüyüş anında aklından neler geçiyordur? Acaba düşmekten mi korkuyordur veya ipin sonunun gelmesini mi bekliyordur, yoksa yaptığı işe mi konsantre oluyordur? Bence yaptığı işe konsantre oluyordur. Çünkü çok profesyonel bir işle uğraşıyor cambaz. En ufak bir hata işin başarısız olmasına yol açar. Altta koruyucu bir düzenek yoksa yapılan hata cambazın ölümüne bile neden olabilir. Cambaz büyük bir emekle ip üzerinde yürüyecek seviyeye gelmiştir. Ve emeğinin ancak ve ancak iyi bir konsantrasyon ile onu başarıya ulaştıracağını bilir. O nedenle her şeyi bir kenara bırakarak, yalnızca ip üzerinde yürümeye konsantre olur.
Yaşam içerisinde başarı veya başarısızlığın hikayesi cambazın hikayesi gibidir. Başarıyla ilgili birçok cümleler söylenmiştir. Eminim ki söylenen birçok cümlenin kendi içinde tutarlı bir açıklaması vardır. Çalışmak, bilgi almak, araştırmak, zaman ayırmak, sevmek vs. vs. başarının anahtarının olmazsa olmazlarındandır. Ancak bir şey yapmak için bir sonuca ulaşmak için yani başarmak için en önemli olgu konsantre olmaktır. Kendine inanmamış, yaptığı işin sonuna inanmamış, başladığı ve bittiği nokta arasındaki çizgiyi içselleştirmemiş bir insan birçok şeyi doğru yapsa bile sonuçta başarısızlık bekler onu.
Bazı şeyleri yarım yamalak söylemektense, hiç söylememek daha iyidir. Çünkü kurduğun cümlelerden kimse tatmin olmaz. Ve verilen cevaplar seni zora sokar. Ne söyleyeceğini bilemezsin. Orta yolu bulmaya çalışırsın ve inanmadığın şeyleri söyleyerek olayları geçiştirmek zorunda kalırsın. Sen ne değirmencisin ne de değirmene su taşıyan kişi. Sonra kurduğun; “Bizler un değirmenine çok su taşımışız ancak saçlarımızdaki beyazlar undan kaynaklı değildir” cümlesi yaptıklarınla örtüşmez. Çünkü sen, sen değilsin, net değilsin. Net olabilmek için yaptığınla ruhunun aynı olması gerekli.
İyi bir konsantrasyon için görmemesini, duymamasını öğrenmek gerekir. Yani klasik söylemle “üç maymun” deniliyor ya, sen “iki maymun” olacaksın. Görmeyeceksin, duymayacaksın ama bileceksin. Bilen insan en iyi konsantre olan insandır. Yaşamına algıda seçicilik tanımlamasını en iyi uyarlayabilen insandır. Tam da bu noktada biliyoruz ki insanlar yaşamlarındaki en büyük başarıları yaptıklarına en çok inandıkları, en çok konsantre oldukları zaman kazanmışlardır.
