GANİTA’NIN ÜZERİNDEN BİR MARTI GEÇTİ

“Ganita’nın Üstünden Bir Martı Geçti”. Tamer Küçük  yazdı, Hüseyin Sabri Kurtuldu ve Hikmet Akbulut oynadı, A. Fuat Çoruhlu müziklerini yaptı. Öncelikle şunu söyleyeyim; yıllarca karikatür çizen, yaşama esprili yönden bakan Tamer Küçük, Ganita’nın hüznüyle el ele vererek beni ağlattı. Hüzünle yoğrulmamın yanısıra çok şaşkınım. Tamer Küçük, mükemmel anlatımı dışında, ortalıkta şairim diye geçinenlere inat şiir tadında şiirler yazmış. Aşk olsun sana Tamer Küçük, aşk olsun! Hüseyin Sabri Kurtuldu ve Hikmet Akbulut bu öykünün ve şiirlerin hakkını Ganita’ya ve Ganita’nın öyküsüne yakışır bir şekilde vermiş. A. Fuat Çoruhlu ise gitarı ile yaptığı müzikler ile bağlama - gitar tekniği karışımı kompozisyonlarıyla ve bildiğimiz ama özlediğimiz sesiyle Ganita’nın öyküsünü büyütmüş.

Evet, Ganita’nın Üstünden Bir Martı Geçti. Ganita’nın üzerinden geçen başka martılar daha var. Bu kentte olan veya bu kentte yaşayan birçok insanın uğrak yeriydi Ganita. Ancak herkes Ganita’nın üzerindeki martı olmadı, olamadı. Kışın rüzgarda alnını rüzgara seren, savrulan, yağmur taneleriyle ıslanan, yerdeki her bir taşta öyküsü olan, içerideki kocaman sobanın başında üşüyen, ellerini ısıtan ve okuduğu, duyduğu, yaşadığı, gördüğü her şeyde bir anlam arayışında olan bizler, çelişkileriyle bir dağ oluşturan bizler kimin martı olup kimin olmadığını sanırım biliyoruz…

“Ganita’nın Üzerinden Bir Martı Geçti” sanırım bizim öykümüzdü. Belki de o yüzden çok sevdik bu öyküyü ve sunumu. Belki de bizi bize anlattığı için oturduğumuz koltuğa çakılı kaldık ve oturduğumuz yerde alnımız terledi. Bir insan bir öykünün ve şiirin içinde adı geçen herkesi tanıyabilir mi? Bir öyküyü hiç kıyısında kalmadan böylesine algılayabilir mi?

Albert Einstein zaman kavramı ile ilgili birçok teori ortaya koymuştur. Aynı onun gibi birçok bilim insanı zaman kavramı üzerine çalışmıştır. Şimdi bu teorilere girmeyeyim. Ama bildiğim bir şey var ki zaman bir çizgide yaşanıyor ve yaşanmaya devam ediyor. Ve ben biliyorum ki Ganita’da o zaman çizgisi yaşandı ve sonsuza dek yaşanacak. Ganita’nın üzerinden martılar sonsuza dek geçecek. Bunu bize bir daha anlattığın için aşk olsun sana Tamer Küçük, aşk olsun!

Ve sonra Akın Aker’in bir martı olup, sonsuzluğa uçtuğunu öğrendik. Bir kişi daha eksildik, bir güneş daha battı, bir martı daha güneşin battığı yöne doğru gitti. Daha bir gün önce “Ganita’nın üstünden bir martı geçti” diyordu, Ganita’nın öyküsünde Tamer Küçük.  Daha bir gün önce Hüseyin Kurtuldu, Hikmet Akbulut aynı öyküyü tiyatro sahnesinde anlatıyordu. Fuat Çoruhlu, gitarıyla “gitme kal bu şehirde” diyordu. Meğer giden martı senmişsin. Ganita’nın öyküsünün kahramanları, meğerse bilmeden senin gidişine ağlıyormuş.

Ganita’nın üzerinden birçok martı gitti. Kimi gideceğini gitti, kimi kalacağına gitti. Gidenler, Ganita’yı yanlarına alıp gitti, kalanlar Ganita’yı yanlarına alıp gitti. Zaman bir öğütme makinesidir ama Ganita yaşamın ve zamanın bir köşesinde durur; onunla kalanlarla, onunla gidenlerle.