YAŞAMIN MAHKUMU OLMAYIN

Her gün aynı şeyleri yaşamak, aynı ezberleri tekrarlamak risk oranı düşük ve kolay bir tercihtir. Düşünsenize bir trene (metro) biniyorsunuz ve hep evinizin olduğu aynı durakta iniyorsunuz. Bu kez de sonraki veya önceki  durakta inip evinize öyle gitseniz, yaşamınızda ne değişirdi ya da son durakta inseniz ve o durakta neler olduğunu tecrübe etseniz ne olurdu? Hangi insanlarla karşılaşırdınız, hangi yollardan yürürdünüz? Oradaki gökyüzü sizin evinizin olduğu yerdeki gökyüzüyle aynı mıdır? Belki de sokakta farklı kedilerle, köpeklerle karşılaşabilirdiniz? O farklı köpek size havlar mıydı, kediler sizden mama ister miydi?

Banklarda oturan emekli olmuş farklı insanlarla selamlaşırdınız. O mahallenin gençleri çok iyi futbol veya basketbol oynuyorlardır; bunu anlama fırsatını yakalardınız. Oradaki apartmanlar daha mı yüksek, evlerin çatıları var mı, orada da pazar kuruluyor mu? Orada da sevgililer el ele tutuşuyor mu, anneler çocuklarının ellerini sımsıkı kavrıyor mu, lise öğrencilerinin giydiği kıyafetler farklı mı, okulların önünde polis arabaları bekliyor mu?

Hiç zor değil; kendi mahallenize gitmek için tekrar metroya bineceksiniz ve kolayca evinize dönebileceksiniz. Peki bu sefer minibüslerle gitmeyi deneseniz? Minibüslerde insanlar ne konuşuyorlar dinleseniz, şoför hangi müziği dinliyor, insanlar şoföre nasıl para veriyor, yolcular nerede iniyor gözlemleseniz yaşamınıza neyi ekleyebilirdiniz? Hem bu kez eve çok daha geç giderdiniz ve eşiniz size neden geç kaldın diye sorardı. Siz de ona gözlemlediklerinizi, yaşadıklarınızı anlatırdınız. Böylece eşinizle uzun zamandır konuşmadığınızı anlardınız. Ve konuşmak için bir sebebiniz olurdu.

Alışkanlıklar bazen insanları bazen doğru noktalara taşıyabilir. Ancak çoğu kez yaşam zevkinizi, yaşam kalitenizi düşürecektir. İnsanlar denemeden bir çok şeyi öğrenemezler. Yeni yollar, yeni mahalleler, yeni kentler, yeni ülkeler… Görmeden, gitmeden, sormadan öğrenemezsiniz. Daha iyi mi, daha kötü mü anlayamazsınız. Yeni bir dünya, eski alışkanlıkların üzerine kurulamaz. Yanlışın doğruyu bilmeden yanlış olduğu öğrenilemez. Yaşamak tek kişiliktir ama yaşatmak çok kişiliktir. Risk almadan, sorgulamadan, emek harcamadan yaşatamazsınız.

Bugün eve geç gidin, yarın evden geç çıkın, sonraki gün öğleyin eve gidin. Hiç izlemediğiniz öğleden  sonraki TV programlarını izleyin. Akşam eve giderken çok farklı ve pahalı bir yemek alın. Eşinize bu akşam bu yemeği yiyeceğiz deyin. Ayrıca bir plakçalar ve eski bir 33’lük plak alın. Bu akşam yemek yerken bu plağı dinleyeceğiz deyin. Birkaç gün sonra yemekten sonra eşinize ben arkadaşlarımla buluşacağım ve eve geç geleceğim deyin. Eve geç gelin ve hemen uyumayın. Eşiniz size kahve yapsın, kahveyi içerken sohbet edin, dedikodu yapın.

Yaşam aynı şeyleri aynı zamanlarda yapan insanların hapishanesi olmasın. Sizler bu hapishanenin mahkumu olmayın…