Özgürlük yalnızca demir parmaklıklar ardında kalmak mıdır? Hapiste yatan bir insanın düşünsel dünyasının özgürlüğünü kim bilebilir ki? Sokaklar kendini kendine mahkum eden insanlarla dolu, sokaklar kubbesi açık bir hapishane. Birbirine veya birilerine mahkum olmuş insanlar, kurulmuş zemberek gibi oradan oraya yürüyorlar. Sokaklar leş gibi sokaklar öyküsünü bitirme şansı olmayan yarı insan ırkıyla dolu.
Özgürlük insanın özgünlüğünden başlar. Seni kendine mahkum eden, bir hakimin verdiği karar değil, senin kendinle yapman gereken savaşın nasıl olduğunu bilmemenden kaynaklıdır. Ki bu bilmeyişlik, seni insan ırkının kendine has özelliklerinden uzaklaştırır. Ve sen yarı insan halinle imar planı öylesine yapılmış sokaklarda konuşamadan, ağlayamadan, sevemeden dolaşırsın. Kendi demir parmaklığını yaratan sensin, o demir parmaklıkları çıplak ellerinle tutan sensin.
Özgürlük kendini tanıdığın yerde başlar. Üç metrekare odada bile insan yalnızca su içerek özgür olabilir. Zeytin yiyerek, köy peyniri yiyerek ve umuduyla arkadaş olarak da özgür olabilir. Kitap okumak özgürlüktür, sevmek, gülmek, müzik dinlemek, umut etmek... Ve sen üç metrekare odada bile özgünsün. Su içerken, şarkı söylerken, severken, avuçlarınla kendi yüzüne dokunurken özgünsün. İşte bu özgünlüktür seni özgür yapan. Yaşam içinde kendine açtığın parantez, içine ruhunu sığdırdığın tırnak işaretidir özgürlük.
Sonra kalemi eline alırsın; bir şiir yazarsın, bir öykü anlatırsın, parmak uçlarınla yazdığın yazıları okşarsın. Ruhun dingindir, gözlerinin bir kimliği vardır. Yeni yaşamına sığdırdığın sözcüklerinle kendi hikayenin önsözünü yazarsın. Son sözünse bu önsözün ruhuna kuşanmıştır. İnsan olmanın onuruyla yaşamak böyle bir şeydir.
Sokaklar kimliğini arayanlarla dolu. Yarı insan ırkının halkasında insan. Kendi türkülerini yazanlar ancak başkalarının türkülerini anlayabilirler. Yarı insanların ise türküleri bile yoktur. Özgürlük yalnızca yıldızların altında değil, insanın yüreğinin içinde de yaşanır. O zaman bir Neşet Ertaş plağını takın pikaba, o yüreği büyük insan “Evvelim sensin ahirim sen oldun” derken, siz de parmak uçlarınızla o plağa dokunun…