ŞİMDİ RUHUNU ONARMA ZAMANI

İnsanlar en yanlış tercihleri veya en yanlış kararları bir ayrılık sonrası alırlar. Bir platformdan ayrılma, bir dosttan ayrılma, bir oluşumdan ayrılma, aşık olduğu insandan ayrılma vs. süreçlerinde insan savunmasız, hastalıklı ve kendi kendini yok etmiş gibi bir ruh haline sahiptir.

Attila İlhan, o çok bilindik şiirinde; “ayrılık da sevdaya dahil”  demişti. Çünkü her ayrılan hâlâ daha sevgiliydi, hâlâ daha dosttu, hâlâ daha o platformun bir üyesiydi. İnsan ayrıldığı her şeyden bir iz taşıyordu üzerinde. Ellerin yüzüne onun elleriyle dokunuyordu, avuçların hâlâ daha onun sıcaklığıyla yanıyordu, gözlerin sokaklarda yürüyen insanlarda hep onu görüyordu, ayakların hâlâ daha seni ona götürüyordu.

Bir işten, bir dosttan, bir sevgiliden, bir platformdan vs. ayrılan insan dostları tarafından koruma altına alınmalı. Bir cam fanus içinde saklanmalı. Hiç kanayan yaraya tuz banılır mı,  bir tipi altında rüzgara karşı yürünür mü, bir sözün ağırlığı altında kalınır mı? Yaralı insanların avcıları çoktur ve o avcılar akbaba gibi o insanın başının üzerinde dönüp dururlar.  Tökezledikleri yerde, yaralı bir ceylanı yeme arzusuyla yanıp tutuşan bir aslan  bekliyordur onları köşe başında.

Yaralı insan, ayrılan insan önce bedeninden ayrılan ruhun kendi bedeniyle birleşmesini beklemelidir. Sokaklar, caddeler, neon ışıklarıyla bezele yerler onun yeri değildir. Dağlara kaçmalı, denizlere bakmalı, bir sis bulutunun altında ateş yakmalıdır. Üşümeli, paltosunun yakalarını kulaklarına çekmeli, avuçlarını nefesiyle ısıtmaya çalışmalıdır. Asla yelkenleri suya indirmemeli, Tagore’nin dediği gibi kıyıya çekili kayık olmalıdır. Kendini, ruhunu onaran insan tam insandır. Ve her ayrılığın bir yarılanma ve tam olma ömrü vardır. Bilinmeli ki tam olmayan insanların alacağı kararlar yarım kararlardır. Yaşam içinde gördüğünüz en hastalıklı ilişkiler, işte böyle yaralı ve hastalıklı ruhların aldığı kararlarla oluşan ilişkilerdir.

Öyleyse ey ruhum onar kendini. Onarmadan cümle kurma, onarmadan sokaklarda yürüme, onarmadan sevme, paylaşma, yeni bir dünya kurmaya çalışma. Ey ruhum, sev kendini; onararak, büyüterek. Kendi avuçlarınla sev kendini. Senin şu an kendi şefkatine ihtiyacın vardır. Bir karar alacaksan, sırtındaki safralardan kurtulacağın günü bekleyeceksin. Bekle o zaman, ruhunla bekle.